Türkiye’nin kamu vicdanını yaralayan, sağlık sisteminin kılcal damarlarına sızmış organize bir suç şebekesi, emniyet birimlerinin titiz çalışmasıyla gün yüzüne çıkarıldı. Konya merkezli başlatılan ve 10 ile yayılan ‘Son Reçete’ operasyonu, beyaz önlüklerin ardına gizlenen, halkın ilaca erişim hakkını ve devletin hazinesini hedef alan karanlık bir düzeneği deşifre etti. Bu operasyon, sadece bir dolandırıcılık vakası değil, aynı zamanda toplumun en savunmasız kesimi olan kanser hastalarının umuduna ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine karşı girişilmiş sistemli bir saldırıdır.
Sağlık Sistemine Sızan Kirli Çark Nasıl İşledi?
Yaklaşık bir yıl süren teknik ve fiziki takibin ardından düğmeye basan emniyet güçleri, aralarında doktor, eczacı ve ecza deposu sahiplerinin de bulunduğu, profesyonelce kurgulanmış bir yapılanmayı ortaya çıkardı. Şebekenin çalışma prensibi, meslek etiğinin nasıl hiçe sayıldığını gözler önüne seriyor. İddialara göre, suç örgütü para karşılığında topladıkları veya usulsüzce ele geçirdikleri kimlik bilgileri üzerinden, Dr. U.U. aracılığıyla sahte reçeteler düzenledi. Özellikle yüksek maliyetli kanser ilaçları ve uyuşturucu muhteviyatlı, kırmızı ve yeşil reçeteye tabi haplar üzerine kurulan bu kirli ticaret, ‘dublör’ hasta kullanımıyla meşrulaştırılmaya çalışıldı. Gerçekte hasta olmayan kişiler adına düzenlenen bu ilaçlar, anlaşmalı 6 eczane üzerinden sisteme dahil edilerek piyasaya sürüldü veya yasa dışı yollarla sağlık kabinlerine ve yurt dışına pazarlandı.
Toplumsal Tahribat ve Kamu Maliyesindeki Derin Gedik
Operasyonun bilançosu, yolsuzluğun ulaştığı boyutları çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Gözaltına alınan 69 şüpheliden 34’ünün tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, yargının konuya gösterdiği hassasiyetin bir nişanesidir. Şebekenin haksız kazançla elde ettiği belirlenen, lüks araçlardan gayrimenkullere uzanan 87 milyon TL değerindeki mal varlığına tedbir konulması, suçtan elde edilen gelirin geri alınması noktasında kritik bir adımdır. Uzmanlar, bu tür organizasyonların sadece mali zarar vermekle kalmadığını, aynı zamanda kritik ilaçların piyasada bulunabilirliğini zorlaştırarak gerçek hastaların tedavi süreçlerini aksattığını vurguluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından başlatılan derinlemesine inceleme, kamu maliyesindeki gerçek zararın boyutlarını netleştirecek. Devletin ve milletin emaneti olan sağlık fonlarının, böylesine organize bir yapıyla talan edilmesi, toplumsal güven endeksinde de ciddi sarsıntılara yol açmaktadır. ‘Son Reçete’ operasyonu, bu kirli düzene karşı devletin kararlılığını simgeleyen bir milat olarak kayıtlara geçmiştir.






