Konya Teknik Üniversitesi (KTÜ) Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya Havzası’ndaki yeraltı su seviyesinin her geçen yıl gerilediğini ve bu durumun tarımsal sulama dönemlerinde çok daha belirginleştiğini vurguladı. Arık, sulama dönemlerinin bitmesiyle su seviyesinin kısmen yükseldiğini ancak bu sürekli dalgalanmanın obruk oluşumlarını tetiklediğini belirtti.
Yeraltı su seviyesindeki düşüşle birlikte gevşek örtü malzemesindeki gerilmenin değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Arık, bu durumun zemin sıkışmalarına yol açtığını söyledi. Son yıllardaki hızlı obruk artışının en temel sebebinin bu su hareketleri olduğunu aktaran Arık, sıkışmaların bazı bölgelerde obruk, bazı bölgelerde ise yer çatlakları olarak ortaya çıktığını ve çatlakların da ciddi birer risk haline geldiğini dile getirdi.
Beklenmeyen Bölgelerde Obruk Oluşumu
Havzada her yıl öngörülen alanların yanı sıra beklenmedik noktalarda da obruklar oluştuğunu kaydeden Arık, son dönemde Seydişehir’de yaşanan obruk oluşumlarını buna örnek gösterdi. Karapınar, Çumra ve Karatay gibi ilçelerde de obrukların oluşmaya devam ettiğini belirten Arık, bölgedeki obrukların büyük kısmının son 4-5 yıllık süreçte en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Güncel saha envanter çalışmalarının devam ettiğini ve rakamların daha sonra paylaşılacağını ifade eden Arık, genel gidişatın artış yönünde olduğunu vurguladı.
Obrukların tek başına doğal jeolojik olaylar olarak tehlike arz etmediğini, ancak yerleşim yerlerini, tarım arazilerini, enerji yatırım ve iletim hatlarını, kara ve demir yollarını etkilediği için risk yarattığını belirten Arık, bu artışın en temel faktörünün insan olduğunu söyledi. Kuraklığın su seviyesinin düşmesinde bir etken olduğunu ancak asıl belirleyici unsurun kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı olduğunu ifade eden Arık, su kullanımının kontrol altına alınması durumunda orta ve uzun vadede obruk oluşumlarının da sınırlanabileceğini belirtti.
140 Bin Belgesiz Kuyu Büyük Risk Oluşturuyor
Yeraltı su seviyesindeki düşüşün temel kaynağının su tüketimi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Arık, havzadaki kuyu yönetiminde ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekti. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından açılan kooperatif kuyuları ve diğer ruhsatlı kuyuların yanı sıra, bölgede belgeli miktarının yaklaşık üç katı kadar belgesiz kuyu bulunduğunu açıkladı. Havzadaki 30 bin ila 35 bin arasındaki belgeli kuyuya karşılık, belgesiz kuyu sayısının 140 bine ulaştığını ve bunun büyük bir problem oluşturduğunu söyledi.
Belgesiz kuyuların mühendislik desteğinden yoksun şekilde açıldığını belirten Arık, bu durumun yeraltı su seviyesini düşürmekle kalmayıp, tuzlu ve niteliksiz suların alt katmanlardaki temiz sularla karışmasına yol açtığını ifade etti. Bu durumun su kalitesini düşürerek ciddi bir çevre sorunu yarattığını, kuyulardan elde edilen suyun tarımsal veya insani tüketime uygun olmadığını belirten Arık, kuyu açma işlemlerinin teknik personeller nezaretinde ve DSİ lisansıyla yapılması, kaçak kuyulara karşı da devlet kurumlarınca sıkı önlemler alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak: Yenihaberden






