Sessizliğe Terk Edilen Bir Tarih Hazinesi
Konya’nın kalbi, maneviyatın merkezi Mevlana Müzesi’nde, tarihimizin önemli figürlerinden birine ait olan kabrin içler acısı hali yürekleri burkuyor. Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz tarafından yapılan saha çalışmaları, 1732 yılında vefat eden ve Osmanlı İmparatorluğu’nun en yüksek dini makamı olan Şeyhülislamlık görevini yürütmüş Paşmakçızade Abdullah Efendi’nin mezarının sahipsiz kaldığını ortaya koydu. Müze haziresindeki bir ağaç altında, duvar dibinde parçalanmış vaziyette duran mezar taşları, görenlerin vicdanını sızlatıyor.
Bir Devrin Tanığı: Paşmakçızade Abdullah Efendi Kimdir?
Paşmakçızade Abdullah Efendi, sadece bir din bilgini değil, aynı zamanda Osmanlı hukuk sisteminin en üst kademelerinde görev yapmış bir devlet adamıydı. 1680 yılında İstanbul’da köklü bir ilim ailesinin ferdi olarak dünyaya gelen Abdullah Efendi, kariyeri boyunca Mısır ve İstanbul Kadılığı, Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği gibi kritik makamlarda bulundu. Sultan I. Mahmut döneminde, 1731-1732 yılları arasında Şeyhülislamlık makamına getirilen bu önemli şahsiyet, Patrona Halil İsyanı’nın getirdiği siyasi çalkantıların ortasında görevini icra etmişti. Sert mizacı ve tavizsiz duruşu nedeniyle görevden alındıktan sonra Konya’ya yerleşen ve burada vefat eden Abdullah Efendi, o günden bu yana Mevlana Dergahı’nın haziresinde ebedi uykusunda bulunuyordu.
Dört Parçaya Bölünen Mezar Taşları Duvar Dibinde Bekliyor
Araştırmacı Ömer Tokgöz, kabrin mevcut durumunu tespit etmek için aylarca süren bir titizlikle çalıştı. Müze bahçesindeki Ahmet Eflaki Türbesi’nin arka tarafında, adeta bir moloz yığını gibi duran taşların peşine düşen Tokgöz, karbon kağıdı tekniği kullanarak Osmanlıca kitabeleri gün yüzüne çıkardı. Yapılan incelemelerde, mezar sandukasının tamamen tahrip olduğu, baş ve ayak şahidelerinin yerinden sökülerek duvara yaslandığı görüldü. Tokgöz, “294 yıl önce vefat eden bu üst düzey din bilgini ve hukukçunun kabri, ne yazık ki atıl vaziyette. Taşların neden buraya bırakıldığı ve neden bu hale geldiği belirsizliğini koruyor” ifadeleriyle duruma dikkat çekti.
Restorasyon ve Vefa Çağrısı
Mevlana Müzesi, sadece Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesi değil, aynı zamanda neyzenlerden valide sultanlara, çelebilerden devlet adamlarına kadar geniş bir yelpazenin defnedildiği devasa bir tarih arşivi niteliği taşıyor. Uzmanlar, Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin kabrinin ivedilikle restore edilmesi ve eski ihtişamına kavuşturulması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, müze içerisinde bulunan ve kitabeleri okunamayan diğer kabirler için de dijital bilgilendirme tabelaları ve barkod sistemlerinin hayata geçirilmesi, tarihe vefa borcumuzun bir gereği olarak görülüyor. Konya’nın tarihi mirasına sahip çıkmak, sadece taşları korumak değil, o taşların altındaki hikayeleri ve insan onurunu da korumak anlamına geliyor.






