MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4506 ▲ %0,18
EURO 53,2162 ▼ %0,53
ALTIN 6.334,74 ▼ %0,16

Kudüs ve Gazze İçin Sessiz Çığlık: Aziziye Camii Önünde Duyarlılık

Geçtiğimiz günlerde Aziziye Camii önünde yürekleri bir araya getiren anlamlı bir etkinlik yaşandı. İftar sonrası başlayan sessiz bir farkındalık eylemi ve teravih namazının ardından yapılan basın açıklamasıyla, Mescid-i Aksa ve Gazze’deki insani durum bir kez daha dünya gündemine taşındı. Bu buluşma, toplumun vicdanını harekete geçirme ve mazlum coğrafyalara dikkat çekme hedefi taşıyordu.

Sessiz Farkındalığın Gücü

İftar sofralarının ardından bir araya gelen gençler, ezan vaktine kadar ellerinde pankartlarla sessizce bekledi. “Mescid-i Aksa özgür olsun”, “Gazze için sessiz kalma” gibi mesajların yankılandığı bu mütevazı ama güçlü duruş, çevredeki vatandaşların da dikkatini çekti. Herhangi bir slogan atmadan, sadece varlıklarıyla bir mesaj iletme çabası, eylemin etkisini katbekat artırdı. Sessizlik, aslında en güçlü çığlık olabiliyordu; zira kalabalıklara sesini duyuramayanların, en derindeki acılarını yansıttı.

Bu tür sessiz eylemlerin derin bir anlamı vardır. Gürültülü protestoların aksine, sessizlik, katılımcıların ve izleyenlerin mesajın özüne odaklanmasını sağlar. Bu yöntem, bireylerin kendi içlerinde bir muhasebe yapmasına, duyarsızlığın ağırlığını hissetmesine ve daha geniş bir empati geliştirmesine olanak tanır. Gençlerin bu bilinçli tercihi, hem bölgedeki acıların ciddiyetini vurguladı hem de toplumsal vicdanın uyanmasına katkıda bulundu.

Mescid-i Aksa’nın Kalbi ve İbadet Özgürlüğü

Teravih namazının ardından kalabalık bir topluluk eşliğinde yapılan basın açıklamasında, İHH Konya Şube Müdürü Halil İbrahim Kılıç önemli vurgular yaptı. Mescid-i Aksa’nın uzun süredir ibadete kapatılmasının kabul edilemez bir durum olduğunu dile getiren Kılıç, bunun sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın ortak mirası olan ibadet özgürlüğüne yönelik ciddi bir ihlal olduğunu belirtti.

Mescid-i Aksa, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda üç semavi din için de büyük bir tarihi ve kültürel öneme sahip. Yüzyıllardır farklı inançların buluşma noktası olmuş, barış ve kardeşlik mesajları buradan yayılmıştır. Uluslararası hukuk metinleri, inanç ve ibadet özgürlüğünü açıkça güvence altına alır. Bu garantilere rağmen, tarihi ve dini önemi böylesine büyük bir mekanın ibadete kapatılması veya kısıtlanması, temel insan haklarına ve uluslararası hukuka meydan okumaktır. Bu durum, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırarak, kalıcı barış arayışlarına büyük bir darbe vurur.

Gazze’deki İnsani Dram ve Küresel Sorumluluk

Basın açıklamasında, Gazze’de yaşanan ağır insani tabloya da değinildi. Sivil halkın maruz kaldığı saldırılar, temel yaşam haklarının ihlali ve abluka koşulları, artık tahammül edilemez boyutlara ulaştı. Hastanelerin, okulların, yaşam alanlarının hedef alınması, uluslararası savaş hukukunun açıkça çiğnenmesi anlamına geliyor. Yıllardır süregelen abluka, bölgedeki sağlık hizmetlerini, gıda güvenliğini ve altyapıyı felç etmiş durumda. Çocukların, kadınların ve yaşlıların çektiği acılar, dünya vicdanını sarsmalı ve küresel bir sorumluluk çağrısı yapmalıydı.

Dünya kamuoyunun bu insani dram karşısındaki sessizliği, büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Vicdan sahibi her bireye ve kuruma, bu zulmün sona ermesi için birlik olma ve harekete geçme çağrısı yapıldı. Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini ve duyarlılığı artırmak için çalışmalarını sürdüreceklerini dile getiren katılımcılar, uluslararası toplumun daha somut adımlar atmasını beklediklerini vurguladı.

Umut Veren Adımlar ve Direnişin Sembolü

Açıklamada, Gazze ablukasının kırılmasına yönelik uluslararası girişimlere de dikkat çekildi. “Özgürlük ve Sumud Filosu’nun ablukayı kırmak için nisan ayında yeniden deniz üzerinden bir sefer gerçekleştirmesi planlanmaktadır” ifadeleri, umutları yeşerten bir gelişme olarak öne çıktı. Bu tür sivil inisiyatifler, dünya kamuoyunun dikkatini Gazze’ye çekerek, diplomatik ve insani yardım çabalarına ivme kazandırıyor.

Basın açıklamasının ardından Dr. Sami Bayrakçı Hoca’nın yaptığı içten dua ile program sona erdi. Duada, Mescid-i Aksa başta olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için niyazda bulunulurken, Filistin halkının sabır ve direnişine destek olunması temenni edildi. Bu anlam yüklü dua, programa katılanlara manevi bir dinginlik ve dayanışma ruhu aşıladı.

Etkinliğe katılan vatandaşlar, bu tür organizasyonların toplumda farkındalık oluşturma açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, benzer buluşmaların devam etmesi gerektiğini belirtti. Unutmayalım ki, insanlık vicdanı uyandıkça, en karanlık tablolar bile aydınlığa kavuşma umudu taşır. Bu tür eylemler, sadece bir protesto değil, aynı zamanda bir umut çağrısıdır; adaletin er ya da geç tecelli edeceğine olan inancın bir yansımasıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir