MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Konya’nın Hafızasına Saldırı: O Çeşmeler Susuz Kaldı!

Asırlık Mirasın Sessiz Çığlığı

Konya’nın kalbinde, Aziziye Mahallesi’nin dar sokaklarında yüzyıldır yankılanan o huzurlu su sesi kesildi. Siyaset Bilimci ve Araştırmacı Yazar Ömer Tokgöz’ün saha çalışmaları, kentin iki önemli hafıza durağının; İsmail Ağa ve Gildan Dede çeşmelerinin adeta sessizliğe gömüldüğünü ortaya koyuyor. Bu durum sadece bir tesisat arızası ya da basit bir susuzluk meselesi değil; 125 yıllık bir medeniyet emanetine vurulan kör bir tapanın hikayesi. Kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen bu tahribat, kentin estetik dokusuna ve tarihi kimliğine doğrudan bir saldırı niteliği taşıyor.

Tarihi Dokuda Derin Yaralar

1901 yılında Hacı Velizade İsmail Ağa tarafından yaptırılan ve Çukur Camii’nin istinat duvarında bir mühür gibi duran İsmail Ağa Çeşmesi, Sille ve Gödene taşının zarafetini günümüze taşıyordu. Kitabesinde hayır dualarının yer aldığı bu eser, bugün musluğu kırılmış, işlevsiz bir taş kütlesine dönüştürülmüş vaziyette. Hemen yakınında bulunan ve 1924 yılında inşa edilen Gildan Dede Çeşmesi de aynı makus talihi paylaşıyor. Üçler Mezarlığı’nın manevi gölgesinde yüzyılı deviren bu yapı, çevresine konulan saksılar ve oturma gruplarıyla adeta boğulmuş durumda. Çeşmelerin bu hali, hem bölge halkını hem de Konya’nın tarihi dokusunu yerinde görmek isteyen turistleri hayal kırıklığına uğratıyor.

Tekerrür Eden Tahribatın Sosyolojik Boyutu

Bu çeşmeler ilk kez hedef alınmıyor. Karatay Belediyesi ve KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından 2023 ile 2025 yılları arasında defalarca onarılan, muslukları yenilenen bu yapılar, her seferinde benzer bir vandallıkla karşılaşıyor. Uzmanlar, bu durumu kentsel aidiyetin zayıflaması ve toplumsal hafızanın erozyona uğraması olarak yorumluyor. Mahalle kültürünün ve yardımlaşmanın simgesi olan vakıf eserlerinin bu denli savunmasız kalması, şehrin kolektif mirasına sahip çıkma noktasında ciddi bir krizin kapıda olduğunu gösteriyor.

2.5 Milyon Liraya Varan Ağır Cezalar Kapıda

2026 yılı itibarıyla kültürel mirasa verilen zararın bedeli artık sadece vicdani değil, aynı zamanda çok ağır hukuki yaptırımlara tabi. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca, bu eserlere zarar verenler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyor. İşin ekonomik boyutu ise çok daha sarsıcı. Güncel düzenlemelerle birlikte, suçun niteliğine göre 500 bin liradan başlayıp 2 milyon 500 bin liraya kadar ulaşan adli para cezaları uygulanıyor. Yetkililer, tarihi noktaların dijital barkodlar ve kesintisiz kamera sistemleriyle donatılması gerektiğini belirtirken, vatandaşları da bu yaşayan tarihe sahip çıkmaya davet ediyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir