Konya, Anadolu’nun kalbinde yer alan, tarih boyunca hoşgörünün ve toplumsal dayanışmanın merkezi olmuş kadim bir şehirdir. Günümüzün modern kent yaşamında, sadece ulaşım ve altyapı değil, aynı zamanda sosyal altyapının da güçlendirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu vizyonla hareket eden TÜGİK Konya Girişimci İş İnsanları Derneği (TÜGİKKONYAGİAD), kentin sosyal dokusunu ilmek ilmek işleyen dev bir organizasyona imza attı. Ramazan ayının manevi iklimine uygun şekilde düzenlenen iftar programı, iş dünyasının temsilcilerini toplumun en kıymetli fertleriyle aynı sofrada buluşturarak ‘biz’ olmanın en güzel örneğini sergiledi.
Dayanışmanın Başkenti Konya’da Gönül Köprüleri Kuruluyor
Programın kapsamı, kentin sosyal katmanlarını bir araya getirecek şekilde titizlikle planlanmıştı. T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki Mevlana Çocuk Evleri Sitesi’nde yetişen gençler, Dr. İsmail Işık Huzurevi sakinleri ve Konya Şehit Aileleri Derneği üyeleri gecenin onur konukları arasındaydı. Türkiye’de sosyal devlet ilkesinin en önemli uygulayıcılarından olan Bakanlık birimleri, devletin şefkat elini bu kurumlarda hissettirirken, TÜGİKKONYAGİAD gibi sivil toplum kuruluşları da bu sürece gönüllü paydaşlık ediyor. Konya, sahip olduğu 2 milyonu aşkın nüfusu ve gelişen sanayi kapasitesiyle, bu tür sosyal sorumluluk projelerinde Türkiye’ye model teşkil etmeye devam ediyor.
Etkinlikte davetlilere seslenen TÜGİKKONYAGİAD Başkanı Gülvezir Korkmaz, şehrin ekonomik kalkınması için hayata geçirdikleri GİADREZİDANS gibi projelerin yanı sıra, sosyal bilinci de her zaman en ön sırada tuttuklarını belirtti. Korkmaz, konuşmasında “Bugün bu sofra sadece bir yemek sofrası değil; bir gönül sofrası, bir kardeşlik köprüsü ve büyük bir ailenin buluşma noktasıdır” diyerek, modern kent hayatının getirdiği yalnızlaşmaya karşı güçlü bir toplumsal yanıt verdi. Ramazan ayının özünde yatan paylaşma kültürünün, sadece maddi bir yardımlaşma değil, aynı zamanda bir manevi birliktelik olduğunu vurguladı.
Sosyal Sorumluluk ve Kent Kültürü İç İçe
Şehit ailelerini “en mukaddes emanet”, huzurevi sakinlerini ise “devlet nişanı” olarak tanımlayan Korkmaz’ın hitabı, katılımcılar arasında derin bir duygusal bağ kurdu. Türkiye’de şehitlik ve gazilik makamlarına gösterilen hukuki ve manevi saygı, anayasal güvencelerle korunurken, toplumun her kesiminde sarsılmaz bir yere sahiptir. Benzer şekilde, yaşlılarımıza yönelik bakım ve rehabilitasyon süreçleri, modern belediyecilik ve sosyal hizmetler anlayışının en hassas noktasını oluşturur. Konya gibi geleneksel değerlerin modern yaşamla harmanlandığı bir metropolde, bu tür etkinlikler kentsel aidiyet duygusunu ve komşuluk hukukunu pekiştiren unsurlar olarak öne çıkıyor.
Gecenin sonunda yapılan dualar ve samimi sohbetler, yaklaşan Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı’nın huzur dolu atmosferini şimdiden kente yaydı. GİADREZİDANS hissedarlarının ve dernek üyelerinin yoğun katılım gösterdiği bu anlamlı buluşma, yerel sermayenin sadece kâr odaklı değil, aynı zamanda çevre ve toplum faydasına odaklı bir gelişim stratejisi izlediğini kanıtladı. Şehirleşme oranının hızla arttığı günümüzde, trafik ve altyapı projeleri kadar, bu tür insani yatırımların da bir kentin yaşanabilirlik puanını yükselten temel faktörler olduğu bir kez daha anlaşıldı.






