Anadolu’nun tahıl ambarı, uçsuz bucaksız bozkırın başkenti Konya’da, sofraların değişmez hiyerarşisi Ramazan ayında da şaşırtmıyor. Denize kıyısı olmayan ama gönlü zengin bu kadim kentte, balık tezgahları bu aralar adeta birer tablo sessizliğinde izleniyor. Sektörün içinden bir isim olan Serhat İme, Konya’nın tarihi Kadınlar Pazarı atmosferinden seslenerek, Konyalının balıkla olan mesafeli ilişkisini ve tavuk sevdasına olan sadakatini ironik bir dille özetliyor. Ramazan’ın ilk ve son haftalarında yaşanan o meşhur durgunluk, bu yıl da balıkçı esnafının boynunu bükmüş durumda.
Konya Mutfağında Tavuk Hegemonyası ve Balığın Çilesi
Konya, coğrafi konumu itibarıyla Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip ili olup, iç Anadolu’nun lojistik kavşak noktasında yer alır. Karadeniz’den ve Ege’den gelen taze mahsuller, gelişmiş soğuk hava zincirleriyle kente ulaştırılsa da, yerel damak tadı beyaz et tercihinde ibreyi kararlı bir şekilde tavuğa çeviriyor. Serhat İme’nin de belirttiği üzere, vatandaşlar Kadınlar Pazarı’na adım atar atmaz, rotayı hiç sapmadan tavukçulara kırıyor. Oysa ki Hamsi, Levrek ve İstavrit gibi sofraların şahı sayılan balıklar, bugünlerde 100 TL gibi sembolik bir rakamla alıcı bekliyor. Bu fiyatlar, güncel ekonomik konjonktürde neredeyse bir paket sigara parasına tekabül ederken, sağlığın bu denli uygun fiyata sunulması ama rağbet görmemesi tam bir toplumsal paradoks olarak karşımıza çıkıyor.
Ekonomik Paradoks: Sigara Parasından Ucuz Sağlık
Türkiye’de genel gıda enflasyonu ve kırmızı et fiyatlarındaki dalgalanmalar göz önüne alındığında, balığın sunduğu protein-fiyat dengesi aslında eşsiz bir fırsat sunuyor. Adli ve ticari denetimlerin sıkı tutulduğu, tüketici haklarının korunması adına fiyat etiketlerinin titizlikle incelendiği pazar yerlerinde, Çupra 300 TL, Sazan ise 200 TL bandında seyrediyor. İme, balık fiyatlarının stabil olduğunu, herhangi bir fahiş artış yaşanmadığını vurgularken, market zincirlerinin yüksek kar marjlarına karşı yerel pazarların korunması gerektiğinin altını çiziyor. Konya gibi bir metropolde, binlerce yıllık mutfak kültürünün et odaklı yapısı, Omega-3 zengini bu besin kaynağını ne yazık ki ‘alternatif’ olmaktan öteye taşıyamıyor. Oysa ki tıp dünyasının genel kabul gören görüşlerine göre, Ramazan ayında yavaşlayan metabolizmayı canlandırmak ve sindirimi kolaylaştırmak adına ağır et yemekleri yerine hafif bir ızgara balığın tercih edilmesi kritik önem taşıyor. Sonuç olarak, Konya’da balık tezgahları ‘bedava’ denilebilecek fiyatlara rağmen, Konyalıların tavuk aşkı karşısında bu Ramazan’ı da mahzun geçirmeye aday görünüyor.






