Bürokrat Değil, Üreticinin Öz Evladı
Ankara’nın soğuk koridorlarında değil, Konya’nın uçsuz bucaksız tarlalarında, yaylalarında pişen bir hikâye bu. Kemal Tekin ismi bugünlerde Konya tarım camiasında kulaktan kulağa yayılıyor. Ancak mesele sadece bir isim değil, o ismin temsil ettiği “kırmızı pusula” hareketi. Bürokrasinin o mesafeli, ceketli dilinden sıkılan üretici, karşısında kendisi gibi eli nasırlı, toprağın dilinden anlayan birini görünce işin rengi değişti. Tekin, üç aydır sahada ama öyle protokol ziyaretleri gibi değil; çardaklarda, traktör üstünde, aynı kaptan yemek yiyerek bir süreç örüyor.
Üreticinin Ankara’daki Sesi Olma Mücadelesi
Konya gibi Türkiye’nin tahıl ambarı olan bir yerde, yönetimin kimde olduğu sadece o şehri değil, aslında hepimizin mutfağını ilgilendiriyor. Tekin’in vurguladığı en kritik nokta şu: “Yönetim kadromuzun tamamı aktif üretici.” Bu cümle, Ankara’daki karar vericilerin önüne gidecek raporların, sahadan kopuk birileri tarafından değil, bizzat sorunu yaşayanlarca hazırlanacağı anlamına geliyor. Siyasetin ve bürokrasinin o ağır, hantal çarkları arasında kaybolan çiftçi dertleri, ilk kez “içeriden” bir sesle yankılanmaya hazırlanıyor. Yaylalarda ve toplantı salonlarında kurulan o samimi bağ, aslında bir güven oylamasının ön hazırlığı niteliğinde.
25 Nisan: Konya İçin Bir Yol Ayrımı
Önümüzde kritik bir tarih var: 25 Nisan. Kemal Tekin bu tarihi sadece bir seçim günü olarak değil, bir “irade beyanı” olarak tanımlıyor. Konya’daki üreticiler için bu sandık, sadece bir başkan seçmek değil, gelecekteki üretim modelini, pazarlama stratejilerini ve hak arama mücadelesini kimin yürüteceğini belirlemek demek. Kırmızı pusula burada bir sembole dönüşmüş durumda. Tekin’e göre bu pusula, “artık biz de masadayız” demenin bir yolu. Ankara’dan bakınca bu tür yerel seçimler bazen küçük görünür ama bölgenin ekonomik dinamikleri düşünüldüğünde, 25 Nisan’daki sonuçlar Konya’nın tarım ve hayvancılık politikalarında ciddi bir değişim rüzgarı estirebilir.
Sandıktaki Güç: Neden Kırmızı Pusula?
Kemal Tekin’in çağrısı net: Sandığa gelin ve sözünüzü söyleyin. Üreticinin en büyük gücü, örgütlü yapısı ve sandıktaki iradesidir. “Dün nasılsak yarın da aynı olacağız” sözü, aslında değişim bekleyen ama güven arayan üreticiye verilen en somut teminat. Sahayı bilen, gübre fiyatından mazot derdine, süt veriminden pazar sıkıntısına kadar her şeye hakim bir yönetimin iş başına gelmesi, Konya’daki üretici kardeşlerimiz için bir fırsat kapısı aralayabilir. Bu değişim süreci, sadece bir nöbet değişimi değil, üreticinin öz güvenini geri kazanma hamlesi olarak okunmalı. Kırmızı pusula, bu kararlılığın ve ortak geleceğe olan inancın mührü olacak gibi görünüyor. Her oy, üreticinin sesini Ankara’ya daha gür duyurması için bir fırsat.






