Sadece Yarışma Değil Gençliğin Öz Sermayesi
Piyasalar rakamlarla uğraşadursun, asıl büyük yatırım bugün Konya’da, İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni’nde sahneye çıktı. Vatandaşın ‘çocuk okutmak masraf’ dediği bir dönemde, bu gençler aslında memleketin sosyal sermayesinin ne kadar diri olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen pırıl pırıl evlatlar, sadece Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumak için değil, aynı zamanda bu ülkenin gelecekteki nitelikli iş gücünün bir parçası olmak için ter döktü. Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma ve hafızlık alanlarında sergilenen o muazzam performanslar, aslında bir disiplinin ve yıllar süren bir emeğin ürünü. Boşuna ‘insan kaynağı en büyük hazinedir’ demiyoruz.
Konya’da Maneviyat ve Organizasyon Gücü Birleşti
İşin perde arkasında büyük bir lojistik operasyon dönüyor. Mahmut Sami Ramazanoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdür Yardımcısı Eyyüp Ensari Çiçekdağı, bu işin mutfağında neler olduğunu açık açık anlatıyor. Genç Nida Kız Öğrenciler için düzenlenen yarışmanın koordinatörlüğünü üstlenen okul, yüzlerce öğrenciyi, öğretmeni ve veliyi ağırlıyor. Pansiyonlarda konaklamadan yemeğe kadar her detay düşünülmüş. Bu sadece bir yarışma değil, aynı zamanda bir ‘ağ kurma’ organizasyonu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen gençler, birbirleriyle tanışarak gelecekte kuracakları profesyonel hayatın temellerini atıyor. Çiçekdağı’nın dediği gibi, öğrencilerin neşesi ve mutluluğu, bu işin en büyük kâr hanesine yazılıyor.
Bir Taşla İki Kuş: Hafız Doktor Olma Hedefi
Şimdi sıkı durun, çünkü asıl ekonomi burada başlıyor. Kastamonu’dan gelen 11. sınıf öğrencisi İhsan Ebrar Yöndem’in hikayesi, aslında yeni neslin ne kadar stratejik düşündüğünün kanıtı. İhsan Ebrar sadece hafızlıkta Türkiye finallerine kalmakla yetinmiyor; hedefinde tıp fakültesi var. ‘Hafız doktor’ olma hayali, aslında bu ülkenin ihtiyaç duyduğu ‘nitelikli uzman’ açığını kapatacak bir vizyon. Bir yandan manevi eğitimini zirveye taşıyor, diğer yandan fen bilimlerinde üniversite maratonuna hazırlanıyor. Bu, bireysel bir başarı hikayesinden öte, bu eğitim sisteminin sunduğu ‘çift kanatlı’ gelişim fırsatıdır. Bu çocukların tıp fakültesine girdiğinde ortaya koyacağı katma değer, bugün yapılan her türlü masrafı fazlasıyla amorti edecektir.
Gelelim Meselenin Asıl Özüne
Sokaktaki amca ‘bu çocukların sonu ne olacak?’ diye soruyor ya, işte cevabı burada. Bu yarışmalar, gençleri sadece bir alana hapseden değil, onları özgüvenle topluma kazandıran mekanizmalar. Türkiye’nin dört bir yanından gelip Konya’nın o manevi atmosferinde buluşan bu gençler, yarın öbür gün ekonominin çarklarını döndürecek hekimler, mühendisler ve ilahiyatçılar olacak. Hafızlığın verdiği ezber ve odaklanma yeteneğinin, akademik başarıyla birleştiğinde ortaya nasıl bir ‘ekonomik güç’ çıkaracağını hesap etmek zor değil. Emek veren öğretmenlerden, çocuklarını bu yola teşvik eden velilere kadar herkes aslında bu ülkenin geleceğine en sağlam yatırımı yapıyor. Bu şölen sadece bir ses ve ezber yarışı değil; Türkiye’nin zihin haritasının yeniden çizilmesidir.






