MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Gazze’de Sözde Ateşkes: Ramazan Ayında Bitmeyen Zulüm Çarkı

Dünya kamuoyunun “ateşkes” kelimesini sözlüklerde romantik bir tınıyla aradığı şu günlerde, Gazze ve Batı Şeria’daki gerçekler ne yazık ki mürekkep yalamış diplomatik metinlerden çok daha sert bir dille yazılıyor. Ekim 2025’te büyük umutlarla yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, sahadaki barut kokusunu bastırmaya yetmiyor. Özellikle manevi huzurun zirvede olması gereken Ramazan ayında, Filistin toprakları sükunet yerine yine patlama sesleriyle yankılanıyor. İsrail ordusunun “güvenlik” gerekçesiyle sunduğu her hamle, sivillerin üzerine bir kâbus gibi çökmeye devam ediyor.

Kağıt Üstündeki Ateşkes ve Dinmeyen Silah Sesleri

Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye ve Tuffah mahalleleri, İsrail savaş uçaklarının ateşkesi delen yeni hamlelerine tanıklık etti. Görgü tanıklarından gelen bilgiler, “Sarı Hat” olarak adlandırılan bölgede düzenlenen iki ayrı hava saldırısının sivil yerleşimlerdeki korkuyu perçinlediğini gösteriyor. Sadece hava saldırılarıyla yetinilmiyor; Zeytun Mahallesi’nde evlerine sığınan aileler ve çadırlarda hayata tutunmaya çalışan yerinden edilmiş kişiler, İsrail araçlarından açılan yoğun ateşin hedefi oluyor. Bureyc Mülteci Kampı’nda ise binaların patlatılarak yıkılması, modern savaş terminolojisindeki “ateşkes” tanımının ne kadar esnek —ve bir o kadar da trajik— olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Bu ağır tablo içerisinde can kayıpları ve yaralanmalar, istatistiklerin ötesinde birer insan hikayesi olarak yürekleri dağlıyor. Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya beldesinde, bir çocuğun çadırına isabet eden ateş sonucu yaralanması, çocukların oyun oynaması gereken yaşta mermi sesleriyle büyüme gerçeğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, Netzarim bölgesinde günler önce katledilen bir Filistinlinin naaşına ancak bugün ulaşılabiliyor olması, sahadaki şiddetin boyutlarını ve insani koridorların ne kadar daraldığını gösteren acı bir taziye notu gibidir. Hayatını kaybeden her bir canın acısı, ailelerin omuzlarına birer kor gibi düşerken, bölgedeki insani kriz derinleşiyor.

Batı Şeria’da Baskınlar ve Sistematik Şiddet Sarmalı

Kriz sadece Gazze ile sınırlı değil. İşgal altındaki Batı Şeria, sistematik bir gözaltı ve baskı operasyonunun merkezi haline gelmiş durumda. Cenin, Tulkerim ve Selfit kentlerine düzenlenen baskınlarda aralarında bir çocuğun da bulunduğu 14 kişi daha demir parmaklıklar ardına gönderildi. 8 Ekim 2023’ten bu yana 21 bini aşkın Filistinlinin gözaltına alınmış olması, bölgenin devasa bir açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünün en somut göstergesidir. UNRWA tarafından yapılan açıklamalarda, insani yardımların engellenmesinin bir savaş yöntemi olarak kullanıldığı vurgulanırken, ulaştırılan yardımların okyanusta bir damla bile etmediği gerçeği yüzümüze vuruluyor.

Öte yandan, yerleşimci şiddeti de yeni bir boyut kazanıyor. Kuzey Ağvar ve Mesafer Yatta bölgelerinde, Filistinlilerin mülklerini gasbeden grupların saldırıları sonucunda sivil halk darbediliyor, araçları kundaklanıyor. Köy Meclis Başkanı Mehdi Dıragme ve anne Hadra Hamamda gibi isimlerin fiziksel saldırılara uğrayarak hastanelik edilmesi, bölgedeki güvenlik boşluğunun ve hukuksuzluğun hangi aşamaya geldiğini gösteriyor. 1100’den fazla can kaybının yaşandığı bu süreçte, uluslararası toplumun ‘endişeliyiz’ açıklamaları, harabeye dönmüş evlerin ve yas tutan annelerin acısını dindirmeye yetmiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir