MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Eğitimin Kutsal Mabedine Düşen Gölge

Kalplerimizi Dağlayan Bir Veda

Bugün, sözcüklerin kifayetsiz kaldığı, ruhun en derin köşelerinden yükselen bir çığlıkla sarsılıyoruz. İstanbul Çekmeköy’den gelen o kara haber, bir kez daha eğitim camiamızın kalbinde onulmaz bir yara açtı. Fatma Nur Çelik öğretmenimiz, geleceğimizi aydınlatma misyonuyla çıktığı yolda, talihsiz bir şiddet eyleminin kurbanı olarak aramızdan ayrıldı. Kendi öğrencisi tarafından katledilme trajedisi, acımızı tarifsiz bir boyuta taşırken, meslektaşımızla birlikte yaralanan diğer öğretmenimiz ve öğrencimizin hastanedeki tedavi süreçleri, hepimizin yüreğini burkan bir bekleyişe dönüşmüş durumda. Bu acı tablo, milletine faydalı bireyler yetiştirmek için ömrünü adayan bir eğitimcinin, en güvenli olması gereken yerde, can güvenliğinden yoksun bırakıldığını gözler önüne seriyor. Allah’tan Fatma Nur öğretmenimize rahmet, ailesine ve tüm eğitim neferlerine başsağlığı; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Kanayan Yara: Eğitimin İtibarı ve Güvenliği

Ne yazık ki, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet vakaları münferit birer olay olmaktan çok öteye geçti. Toplumun kılcal damarlarına sızan, her geçen gün daha da derinleşen yaygın bir toplumsal sorun halini aldı. Eğitimin kutsal mabedi, şiddetin gölgesinde kalmış, öğretmenlerimizin çalışma azmi ve motivasyonu büyük ölçüde sarsılmıştır. Bu durum, toplumun geleceği için vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin aksamasına, hatta sekteye uğramasına neden olmaktadır. Öğretmenlerimize yönelen her saldırı, eğitimin temel dinamiklerini dinamitlemekte, can güvenliği kaygısını çalışma hayatının başat sorunu haline getirmektedir. Bu acı tablo, yalnızca bir meslek grubunun değil, tüm bir toplumun çürüme belirtisidir; çünkü aydınlık geleceğin mimarları olan eğitimcilerin korku içinde görev yapması, o geleceğin de karanlığa gömülmesi demektir. Tarih boyunca bilginin ve erdemin taşıyıcısı olmuş öğretmenlerin, bugün kendi can güvenlikleri için mücadele etmek zorunda kalması, kabul edilebilir bir durum değildir.

Toplumsal Çözülmenin İzleri: Aileden Eğitime Yansıyanlar

Şiddetin en acı yüzü, failin bir çocuk ya da öğrenci olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bu, sıradan bir güvenlik sorunundan çok öte, toplumsal dokumuzda derin bir yırtılmanın işaretidir. Çocuk suçluluğunun ardında yatan gerçekler, çoğu zaman aile başta olmak üzere içinde bulunulan sosyal çevrenin eksikliklerine işaret eder. Çocuğun ruhsal, psikolojik ve ahlaki gelişimi için elzem olan ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini yeterince alamaması, bireyin kişiliğini ve değer yargılarını olumsuz etkiler. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik ve sevgisizlik tohumları, zamanla toplumda, okulda ve çevrede suç filizleri olarak boy verir. Bu sebeple, şiddete dayanan cehaleti veya cehalete dayanan şiddeti ortadan kaldırmak için sadece çocuk ve genç eğitimine değil, yetişkin ve aile eğitimine de büyük önem vermeliyiz. Suçun faili olan çocuğun yanı sıra, ailenin de bu süreçteki sorumluluğunu göz ardı etmemeliyiz. Göz göre göre gelen bir soruna, gözlerimizi kapayarak çözüm bulamayız; zira bugünkü acılarımız, dünün ihmallerinin ve umursamazlığının bir yansımasıdır. Yarın yaşanmasını istemediğimiz benzer trajediler, bugünkü ilgisizliğimizin bir sonucu olmamalıdır.

Devletin Vebali ve Geleceğin Çığlığı

Uluslararası hukuk ve anayasamızda ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin temel bir yükümlülüğü vardır: Kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önlemek. Bu, sadece genel bir koruma görevi değil, aynı zamanda kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını güvence altına almak için gerekli tüm tedbirleri almayı da kapsar. Suç işlemekten caydırıcı yasal zeminlerin ve idari koşulların tesis edilmesi, yaşam hakkının korunmasının temelini oluşturur. Bununla birlikte, ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizmasının geliştirilmesi de devletin asli ödevlerindendir. Eğitim gibi temel bir kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluluğu, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez bir gereğidir. Eğitimciler, her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onuruna, önemine ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik koşulları derhal sağlanmalıdır. Bu, sadece bir temenni değil, aynı zamanda toplumun geleceği için vazgeçilmez bir taleptir.

Direniş ve Umut: Bir Günlük İş Bırakma Çağrısı

Fatma Nur öğretmenimizi ebediyete uğurlarken ve okullarda giderek artan şiddeti en güçlü şekilde protesto etmek amacıyla, 04.03.2026 Çarşamba günü Konya’daki tüm eğitim kurumlarında bir günlük iş bırakma kararı alındı. Bu karar, yalnızca yükselen bir tepki değil, aynı zamanda vicdanlı her bireye yapılan güçlü bir çağrıdır. Bu çağrı, öğretmenlik mesleğinin yitirilen itibarını yeniden kazandırma, okulları huzur ve güven dolu birer limana dönüştürme ve şiddetten arınmış bir gelecek inşa etme iradesini temsil etmektedir. Fatma Nur öğretmenimizin aziz hatırası önünde bir söz veriyoruz: Okullarımızı şiddetin kara gölgesinden tamamen kurtarana, eğitim çalışanlarımızın can güvenliği mutlak surette sağlanana dek, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu topraklarda bilimin ve sanatın ışığı asla sönmeyecek, öğretmenlerimizin sesi asla kısılmayacaktır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir