Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında, bilgiye erişim kolaylaşırken beraberinde büyük bir dezenformasyon dalgasını da getirdi. Özellikle inanç esasları ve dini değerler, sosyal medya mecralarında derinlikten uzak, spekülatif tartışmaların odağı haline gelmiş durumda. Uzun yıllardır basın ve reklam sektöründe önemli görevler üstlenen, dini eğitim kökenli yazar Hüseyin Toptaş, son eserleri olan ‘Akaid – İman’ın Pusulası’ ve ‘Kulluk Bilincinin Zirvesi Namaz’ ile bu karmaşaya entelektüel bir duruşla müdahale ediyor. Toptaş, eserlerinde modern çağın dayattığı yüzeyselliğe karşı, kadim değerlerin özüne dönmeyi bir zorunluluk olarak sunuyor.
Dijital Mecraların Gölgesinde Sarsılan Zihinler ve “Postacı” Algısı
Toptaş’ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri, İslam inancının temel direği olan Peygamberlik müessesesinin bazı çevrelerce pasifize edilmeye çalışılması. Yazara göre, son dönemde özellikle televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda yaygınlaşan ‘Peygamber’i sadece bir postacı konumuna indirgeyen’ anlayış, inancın uygulama zeminini dinamitliyor. Tebliğin yanı sıra ‘tebyin’ yani açıklama ve ‘temsil’ yani uygulama görevlerinin göz ardı edilmesinin, ibadetlerin içini boşalttığını vurgulayan Toptaş, “Peygamber Efendimiz’i dışladığınız zaman, ne namazın kılınışını ne de zekatın hikmetini tam manasıyla kavrayamazsınız. Kur’an-ı Kerim ilkeleri bildirmiş, Peygamberimiz ise bu ilkelerin ete kemiğe bürünmüş halini sunmuştur,” ifadeleriyle inançtaki metodolojik sapmalara dikkat çekiyor.
Seccade ile Sınırlı Kalan İnanç: Şekilcilikten Hakikate Yolculuk
Hüseyin Toptaş, genç kuşakların deizm ve benzeri arayışlara yönelmesinin faturasını sadece gençlere kesmiyor; asıl sorunun ‘örnek model’ eksikliği ve şekilci dindarlık olduğunu savunuyor. Toplumda ibadetin sadece seccade üzerine hapsedilmesi, camiden veya namazdan çıktıktan sonra hayatın içine haramın ve dürüstlükten uzak davranışların sızması, genç zihinlerde büyük bir samimiyet sorgulamasına neden oluyor. Toptaş’a göre, 60 yıl boyunca namaz kılan bir mümin yaklaşık 900 bin kez Fatiha Suresi’ni okuyor. Ancak bu tekrarın bir ‘bilinç sıçramasına’ dönüşmemesi, dini hayatın kalitesindeki düşüşün en net göstergesi. Yazar, ibadetin bir alışkanlıktan ziyade, bireyin ahlaki duruşunu şekillendiren bir pusula olması gerektiğini hatırlatıyor.
1960 Konya Bozkır doğumlu olan ve İmam-Hatip kökenli geçmişini uzun yıllar süren medya ve reklamcılık kariyeriyle harmanlayan Hüseyin Toptaş, bu eserleriyle aslında toplumsal bir yaranın röntgenini çekiyor. Müslümanlar arasındaki fikir ayrılıklarının ve yanlış din anlatımlarının gençleri hakikatten uzaklaştırdığını belirten yazar, eserlerinin sade diliyle yeni nesillere bir rehber olmayı amaçlıyor. Toptaş, inancın teorik bir bilgi yığını değil, yaşayan ve yaşatan bir ahlak manzumesi olması gerektiğinin altını çizerek okurlarını derin bir tefekküre davet ediyor.






