MENÜ
12 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,1555 ▲ %0,05
EURO 53,5833 ▲ %0,56
ALTIN 6.252,56 ▲ %3,54

15 Mart Konya Sahur Vakti: Zulme Karşı Bir Ramazan Kıyamı

Konya Semalarında Rahmet ve Sahur Vakti

On bir ayın sultanı Ramazan, Anadolu’nun manevi kalbi Konya’da bu yıl da gönülleri ferahlatan bir iklimle karşılanıyor. Selçuklu’nun mirası, Mevlana’nın hoşgörüsüyle harmanlanan bu topraklarda sahur vakti, sadece bir yemek yeme anı değil, aynı zamanda nefsin terbiyesi ve ruhun arınması için atılan ilk adımdır. 15 Mart sabahında Konyalılar, saatler 05:34’ü gösterdiğinde son lokmalarını alacak ve gün doğumundan hemen önce niyetlerini kalplerine mühürleyerek oruç ibadetine başlayacaklar. Ancak bu yılki oruçlarımız, sadece açlıkla değil, dünyanın dört bir yanındaki mazlumların acısıyla da yoğruluyor. Modern dünyanın gürültüsünde kaybolan vicdanlar, sahurun o derin sessizliğinde yeniden hayat buluyor.

Zulme Karşı Bir Duruş: Gazze ve İnsanlık Onuru

Eskiler, ‘Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var’ derlerdi. Bugün Gazze’de yaşananlar, tarihin tozlu sayfalarındaki en ağır imtihanlardan birine dönüştü. Yaklaşık bir asırdır kendi topraklarında esaret hayatı yaşayan Filistinli kardeşlerimiz, bugün eşi benzeri görülmemiş bir soykırımla karşı karşıya kalmış durumda. Kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine yağan bombalar, sadece bir şehri değil, insanlığın ortak onurunu da yerle bir ediyor. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ‘Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ mısraları, bugün ümmetin içinde bulunduğu dağınıklığa adeta bir ayna tutuyor. Zulme sessiz kalmak, zalimin elindeki silahın tetiğine dokunmakla eşdeğerdir. Hakikat şudur ki; zulme rıza göstermek, bizzat o zulmün ortağı haline gelmektir.

İbadetin Zarafeti ve Fıkhi Esaslar

Ramazan’ın getirdiği disiplin içerisinde, İslam dininin hanımlara tanıdığı kolaylıklar da birer rahmet tecellisi olarak karşımıza çıkar. Hanımların özel hallerinde tutamadıkları oruçlar, temizlendikten sonra kaza edilmek üzere ertelenir. Hz. Aişe validemizin bizlere ulaştırdığı kadim bilgiler ışığında, bu durum bir emir ve aynı zamanda bir ruhsattır. Namazların kazasının gerekmemesi ancak oruçların kaza edilmesi, ibadetin meşakkati ile ilahi adaletin muazzam bir dengesidir. Bu, dinin şekilcilikten ziyade bir öz ve teslimiyet meselesi olduğunun en bariz kanıtıdır. İslam, her haliyle hayatın tam merkezindedir ve insan fıtratına en uygun olanı her zaman bizlere fısıldar.

Zilzal Suresi’nin Uyandıran Sesi: Amellerin Karşılığı

Vakit dolup yerküre o kendine has sarsıntısıyla sallandığında ve toprak içindeki tüm ağırlıkları dışarı vurduğunda, insanlık büyük bir şaşkınlıkla ‘Ne oluyor buna?’ diyecek. İşte o dehşet gününde, her şey bir bir anlatılacak. Zilzal Suresi’nin o sarsıcı ayetleri bizlere şu gerçeği hatırlatıyor: Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görecek, kim de zerre miktarı şer işlemişse karşılığını bulacak. Bugün Gazze’de dökülen her damla kanın, atılan her sessiz çığlığın hesabı, o gün mutlak adalet terazisinde tartılacaktır. Bizlere düşen, Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali, safımızı belli etmek ve zulmün karşısında elif gibi dimdik durmaktır. Unutulmamalıdır ki; herkesin kötülüğe engel olmak için yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir