Ramazan ayının manevi iklimine girmeye hazırlandığımız şu günlerde, mutfak alışverişlerinin hızı artarken Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan sarsıcı bir hamle geldi. Kamuoyu vicdanını yaralayan ve tüketici güvenini temelinden sarsan ‘taklit ve tağşiş’ listesi güncellendi. Özellikle Anadolu’nun gastronomi kalbi Konya’da tespit edilen uygunsuzluklar, gıda terörünün ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Vatandaşın sofrasına ‘yüzde yüz dana’ ya da ‘kuzu eti’ diyerek sunulan ürünlerin arkasından çıkan gerçekler, sektörel yozlaşmanın vahametini kanıtlar nitelikte.
Gıda Güvenliğinde İtimat Sarsan Tablo: Konya Mercek Altında
Bakanlık tarafından paylaşılan veriler, Konya genelinde faaliyet gösteren pek çok firmanın, maliyetleri düşürmek uğruna halk sağlığını ve dini hassasiyetleri hiçe saydığını gösteriyor. Özellikle şehrin tarihi dokusunu yansıtan Karatay’daki Kadınlar Pazarı ve çevresindeki işletmelerde yapılan denetimler, profesyonel bir denetim süzgecinden geçmemiş ürünlerin tehlikesini ortaya koydu. Örneğin, Karatay ilçesinde faaliyet gösteren Yavuz Et ve Piliç ile Osmanlı Et ve Piliç gibi işletmelerde, kırmızı et olarak satılan kıymaların içerisine kanatlı eti ve sakatat (taşlık) karıştırıldığı tespit edildi. Benzer şekilde, kuzu eti vaadiyle sunulan şiş köfte ve Adana kebap harçlarında da ‘Anıl Et Lokantası’ gibi işletmelerde aynı yönteme başvurulduğu anlaşıldı.
Sadece kıyma ve kebap türlerinde değil, Konya’nın tescilli lezzetlerine hammadde sağlayan noktalarda da durum farksız. Karatay’daki Özaydın 3 Et İşleme Salonu tarafından hazırlanan etli ekmek iç harcında kanatlı eti tespit edilmesi, yerel kültürün ve lezzet mirasının nasıl istismar edildiğinin acı bir örneği oldu. Akşehir’den Ereğli’ye kadar geniş bir coğrafyada; Doğaşan İnşaat, Çelikel Sucuk (Kasabım markası) ve Kısmetoğlu Beyti gibi firmaların ısıl işlem görmüş ürünlerinde de benzer hilelere rastlandı. Bozkır ilçesinde ise Ağaçcı Ticaret’in süzme salçasında tespit edilen tağşiş, hilenin sadece et ürünleriyle sınırlı kalmadığını kanıtlıyor.
Tüketicinin Korunması İçin Denetim ve Farkındalık Şart
Uzmanlar, bu tür gıda hilelerinin sadece ekonomik bir dolandırıcılık değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. Kanatlı eti ve sakatat karışımları, alerjik reaksiyonlardan mikrobiyolojik risklere kadar pek çok tehlikeyi barındırıyor. Ramazan ayındaki yoğun talep artışını fırsata çevirmek isteyen ‘merdiven altı’ zihniyete karşı en büyük silah ise tüketici bilinci. Vatandaşların, alışveriş yaparken ürünlerin işletme kayıt numaralarını, son kullanma tarihlerini ve ambalaj bütünlüğünü titizlikle kontrol etmesi gerekiyor. Şüpheli görülen her türlü durumun ‘Alo 174 Gıda Hattı’na bildirilmesi, bu gıda terörüyle mücadelede hayati önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; denetimler devlet eliyle sürse de, en etkili denetçi bilinçli tüketicinin bizzat kendisidir.






