Doğanın Sessiz Çığlığına Kulak Verin
Gökyüzünün asıl sahipleri birer birer yeryüzüne çakılırken biz sadece izliyoruz. Konya Karapınar’da yaşanan olay, aslında ekolojik bir felaketin küçük bir fragmanı. Bir çiftçinin tarlasında bulduğu o yaralı kızıl şahin, aslında sadece kanadı kırılmış bir kuş değil; dengesi bozulan doğanın yardım çığlığıdır. İnsanoğlu kendi konforu için dünyayı beton ve elektrik tellerinden bir ağla örerken, bu habitatın gerçek sahiplerini hesaba katmayı her zamanki gibi unuttu.
Elektrik Telleri Ölüm Tuzağına Dönüştü
Karapınar’ın Seyithacı mevkisinde ekili tarlasında çalışan Muhammet Baldanoğlu, yerde hareketsiz yatan o devasa kanatları gördüğünde durumun ciddiyetini anladı. Kızıl şahin, büyük ihtimalle bölgedeki elektrik tellerine çarparak yaralanmıştı. Bu sadece bir kaza değil, aslında altyapı projelerindeki büyük bir ihmalin sonucu. Kuşların göç yolları üzerine kurulan, izolasyonsuz enerji nakil hatları her yıl binlerce yırtıcı kuşun sonu oluyor. Baldanoğlu’nun dikkati olmasaydı, bu muazzam canlı yabani hayvanlara yem olacak ya da açlıktan ölecekti. Bir hayvanı kurtarmanın verdiği mutluluğu dile getiren çiftçimiz, aslında hepimize insanlık dersi veriyor.
Ekolojik Dengenin Gizli Kahramanları
Şahinler ve diğer yırtıcılar, tarım alanlarındaki fare ve haşere popülasyonunu dengede tutan doğal koruyuculardır. Bir şahini kaybetmek, tarlalara daha fazla zehirli ilaç sıkmak, doğayı daha fazla kirletmek demektir. Köylülerin ‘tarlada buldum’ diyerek geçtiği her yaralı kuş, aslında tarımsal geleceğimizin bir parçası. Yaralı kızıl şahin, Ereğli Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkililerine teslim edilerek tedavi altına alındı. Ancak asıl soru şu: Tedavi edilen kuş doğaya döndüğünde, onu bekleyen yeni bir elektrik teli ya da kaçak bir avcı tüfeği olmayacağının garantisi var mı?
Vatandaşın Sorumluluğu ve Müdahale Bilinci
Bu tür durumlarla karşılaşıldığında sadece ‘vah vah’ demek yetmiyor. Karapınar’daki örnekte olduğu gibi, yaralı bir yırtıcıya nasıl müdahale edileceğini bilmek hayati önem taşıyor. Hayvana su ve yem vererek onu sakinleştiren Baldanoğlu, profesyonel ekiplere haber vererek zinciri tamamladı. Eğer bu bilinç toplumun her kesimine yayılmazsa, gökyüzünde süzülen o eşsiz siluetleri sadece eski fotoğraflarda göreceğiz. Doğayı korumak bir hobi değil, hayatta kalma mücadelesidir. Şimdi o kızıl şahin iyileşip tekrar kanat çırpacağı günü bekliyor; biz ise doğaya verdiğimiz zararı ne zaman telafi edeceğimizi düşünmek zorundayız.






