Kayseri’nin Altındaki Gizli Dev: Pazarören
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Pazarören Mahallesinde, bozkırın ortasında yükselen bir tepenin altında, binlerce yıl öncesinin izlerini taşıyan devasa bir yerleşim yeri gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Toplamda 420 metrelik ölçülebilen uzunluğu ve görkemli 8 taş kapısıyla dikkat çeken Pazarören Yeraltı Şehri, ne yazık ki bugün turizm rotalarının çok uzağında, kaderine terk edilmiş bir halde ziyaretçilerini değil, kurtarılacağı günü bekliyor.
Bölgenin en büyük savunma yapılarından biri olarak kabul edilen bu yer altı şehri, aslında sadece bir mağara değil; mühendislik harikası detaylarıyla dolu bir kompleks. 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmesine rağmen, girişlerinin birçoğu hafriyat ve toprakla dolmuş durumda. Ölçülemeyen tünellerin derinliği ise hala bir gizem olarak kalmaya devam ediyor. Bu devasa yapı, keşfedilmeyi bekleyen gizli tünelleriyle bölgenin tarihine ışık tutacak bir potansiyele sahip.
14 Yıllık Söz Havada Kaldı
Tarihler 2010 yılını gösterdiğinde, dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu bölgeyi ziyaret ederek bu yapıyı “muhteşem bir eser” olarak tanımlamıştı. O dönemde yapılan incelemelerde, yapının büyüklüğü karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Eroğlu, buranın turizme kazandırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile irtibata geçileceğini müjdelemişti. Hatta çevre düzenlemesi ve mesire alanları ile bölgenin çehresinin değişeceği vadedilmişti.
Ancak aradan geçen tam 14 yıla rağmen, verilen sözlerin aksine bölgede tek bir çivi dahi çakılmadı. Yerel halk ve tarih meraklıları, bölgenin kalkınması için büyük bir fırsat olan bu antik şehrin neden hala kapalı tutulduğunu sorguluyor. Pazarören’in kaderini değiştirebilecek, bölgeyi bir cazibe merkezine dönüştürebilecek olan bu proje, bürokrasinin tozlu raflarında beklemeye devam ediyor.
Stratejik Bir Savunma Hattı
Pazarören Yeraltı Şehri’nin teknik detayları, yapının askeri ve stratejik bir amaçla kullanıldığını kanıtlıyor. Tepenin her iki yamacından girişleri bulunan yapıda, toplam 6 büyük oda tespit edilmiş durumda. Bu odaların güvenliği, dışarıdan açılması imkansız olan devasa sürgü taşlarıyla sağlanıyordu. Ayrıca içerideki yaşamın sürdürülebilirliği için tasarlanmış havalandırma bacaları ve su kuyuları, dönemin ileri teknolojisini gözler önüne seriyor.
Bugün ise bu odaların bir kısmı çökmüş, tünellerin bir kısmı ise balçık ve molozla tıkanmış durumda. Araştırmacıların ifadesine göre, gerekli temizlik çalışmaları yapıldığında yapının gerçek uzunluğunun ve karmaşıklığının çok daha fazla olduğu ortaya çıkacak. Kayseri’nin turizm potansiyelini katlayacak bu hazinenin, artık sadece sözlerle değil, somut adımlarla korunması ve ekonomiye kazandırılması gerekiyor.






