MENÜ
BIST 100 14.040,36 %1,48
DOLAR 47,2229 %0,07
EURO 53,8908 %0,11
ALTIN 6.251,25 %1,05
FAİZ 41,71 %0,53
BITCOIN 3.117.000 %0,19

Kayseri Tarihi Raporu: Doktor Vartanyan Ve İlginç Tedaviler

haber 1784719581

Kayseri Sancağı’nda Zorlu Doğa Koşulları Ve Salgınlar

Tarihi kaynaklar, Erciyes Dağı’nın eteklerinde, 1050 metre yükseklikte yer alan Kayseri şehir merkezinin yanı sıra Talas, Tomarza, Everek, Çomaklı, Fenese ve Muncusun gibi yerleşim bölgelerindeki iklim şartlarının halk sağlığını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Özellikle yaz aylarında bağlarda çadır kurularak açık havada yatılması, bölge halkı arasında çeşitli hastalıkların yayılmasına zemin hazırlıyordu.

Bölgeyi ziyaret eden seyyahlar John Macdonald Kinneir ve John Hammond, kaleme aldıkları notlarda sokakların bakımsızlığına, temizlik sorunlarına ve biriken çöp yığınlarına dikkat çekmişti. Altyapı yetersizliği ve çevre kirliliği nedeniyle 1847 yılında yaşanan kolera salgınında Kayseri’de 600 kişi yaşamını yitirirken; 1820-1821, 1845 ve 1873-1874 yıllarındaki büyük kıtlık dönemlerinde de can kayıpları artış gösterdi.

Köy Ve Şehir Yaşamında Değişen Beslenme Kültürü

O dönemde köy ile şehir arasında beslenme alışkanlıkları açısından belirgin farklar bulunuyordu. Çomaklı, Cüncün ve İncesu gibi tarım köylerinde yaşayanlar çoğunlukla süt, yoğurt, kırık buğdaydan yapılan ayran çorbası ve yumurta tüketirken, et yalnızca özel günlerde sofraya geliyordu. Şeker hastalarının ise yaygın olarak çavdar ve kavuzlu buğday ununu tercih ettiği görülüyordu.

Kayseri kent merkezi ile Everek gibi gelir düzeyi yüksek bölgelerde ise sığır ve deve etinden hazırlanan çemenli pastırma ve sucuk günlük beslenmenin en önemli parçasıydı. İstanbullu Ermeni Doktor Vartanyan’ın hazırladığı kayıtlarda, mide kanseri teşhisi koyduğu hastalarının yüzde 90’ının Kayserili olduğu bilgisi yer alıyor. Dr. Vartanyan, bu tablonun temel nedenini aşırı et, pastırma ve çemen tüketimi ile alkol ve tütün kullanımına bağlıyordu.

Doğum Gelenekleri Ve Şifa Arayışı

Tıbbi imkanların son derece sınırlı olduğu dönemde halk, doğum ve tedavi süreçlerinde geleneksel yöntemlere ve batıl inançlara başvuruyordu. Doğum sancılarını hafifletmek amacıyla gelinlere çiğ et yedirilmesi ya da kazan ters çevrilmesi gibi uygulamalar yapılıyordu. Yeni doğum yapmış anneleri korumak için yastık altına makas, çakı, İncil ve soğan yerleştirilerken, bebekler de tuzla ovularak yıkanıyordu.

Hastalıklar ve dertler karşısında inanç merkezleri de yoğun şekilde ziyaret ediliyordu. Bölgedeki Surp Garabed Manastırı gibi kutsal alanlara gidemeyen hastalar için şifalı olduğuna inanılan “Cuhar” isimli kutsal toprak evlere taşınıyordu.

Kaynak: Kayseri Olay

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bölge Gündemi

Mobil uygulamamızı indirin, yerel haberleri kaçırmayın!

Gizliliğe genel bakış

Bölge Gündemi olarak, ziyaretçilerimizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sitemizin performansını ölçmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Bu panel üzerinden, sitemizde kullanılan çerezlerin kapsamını görebilir ve tercihlerinizi kişiselleştirebilirsiniz.

Kesinlikle gerekli olan çerezler, web sitemizin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için her zaman aktif durumdadır. Diğer çerez gruplarını ise aşağıda yer alan sekmelerden yönetebilirsiniz.