Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde bir araya gelen öğrenciler, yüreklerinde taşıdıkları derin bir hassasiyetle Mescid-i Aksa’ya dikkat çekti. İlim ve Medeniyet Topluluğu Başkanı Enes Demir’in yaptığı o çarpıcı açıklama, sadece bir üniversite kampüsünden yükselen bir ses olmanın ötesinde, binlerce yıllık bir mirasın ve bugün yaşanan insani dramın bir yansımasıydı. Bu buluşma, katılımcıların gözlerindeki kararlılık ve seslerindeki acıyla, Mescid-i Aksa’nın sadece taş ve topraktan ibaret olmadığını, aksine bir ümmetin vicdanı, kimliği ve ilk kıblesi olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Mescid-i Aksa: Bir Mabedin Çok Ötesinde Bir Dava
Peki, Mescid-i Aksa neden bu kadar büyük bir öneme sahip? Tarih boyunca üç semavi din için de kutsal sayılan Kudüs’te yer alan Mescid-i Aksa, İslam inancında sadece bir ibadethane değil; aynı zamanda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Miraç yolculuğuna çıktığı yer, Müslümanların ilk kıblesi ve yeryüzündeki en kutsal mekânlardan biri. Onun kapılarına vurulan her kilit, yükselmesi engellenen her ezan, sadece o topraklarda yaşayanları değil, dünya üzerindeki milyarlarca Müslüman’ın kalbinde derin bir acı yaratıyor. Bu durum, Demir’in de belirttiği gibi, sadece bir mabedin fiziki engellenmesi değil, bir inancın, bir kimliğin ve bir medeniyetin gözler önünde çiğnenme çabası olarak algılanıyor.
Sessiz Kalamayan Vicdanların Sesi
Karaman’dan yükselen bu ses, aslında sadece bir protesto çağrısı değil. Aynı zamanda, dünyanın farklı coğrafyalarında benzer kaygıları taşıyan, adalet ve insan hakları arayışında olan tüm vicdanlara yapılan bir hatırlatma. Öğrenci topluluklarının bir araya gelerek bu hassas konuya parmak basması, genç nesillerin bu tür evrensel meselelere ne kadar duyarlı olduğunun da bir göstergesi. Onlar, ‘susmak, zulme ortak olmaktır’ düsturuyla, bu sessizliği bozmanın ve dünyanın dikkatini bu büyük insani yaraya çekmenin bir sorumluluk olduğuna inanıyorlar. Zira tarihin de gösterdiği gibi, haksızlık karşısında suskun kalmak, yarın daha büyük acılara davetiye çıkarmaktan farksızdır.
Adalet Çağrısı ve Umut Işığı
Mescid-i Aksa’nın bugün karşı karşıya kaldığı durum, uluslararası hukukun ve insan hakları normlarının da sorgulanmasına neden oluyor. Kutsal mekanlara yönelik müdahaleler, inanç özgürlüğünün temel ilkelerine aykırı düşüyor ve bölgesel gerilimi tırmandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu sebeple Karaman’dan yükselen ‘Ey dünya! Eğer gerçekten adaletten, insan haklarından söz ediyorsan; bugün Mescid-i Aksa için ayağa kalk!’ çağrısı, sadece dini bir saikle değil, aynı zamanda evrensel insani değerler adına yapılmış bir yakarış. Öğrenciler, her ne kadar zorlu ve karanlık bir dönemden geçildiğinin farkında olsalar da, umutlarını asla yitirmediklerini vurguluyorlar. Dualarla, kalpleriyle ve duruşlarıyla Mescid-i Aksa’nın yanında olmaya devam edeceklerini, her karanlığın bir sabahı olduğunu ve bir gün Mescid-i Aksa avlularında yeniden özgürce secdelerin edileceğine dair inançlarını dile getiriyorlar. Bu inanç, milyonlarca insanın yüreğinde bir umut ışığı olarak parlamaya devam ediyor.






