MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Sekiçeşme’de Gönül Köprüsü: Minik Ellerden Köy Okullarına İftar Azığı

Karaman’ın köklü semtlerinden Sekiçeşme Mahallesi, bugün toplumsal dayanışmanın ve kadim geleneklerin en saf haline şahitlik etti. Yunus Emre Ortaokulu koridorlarında yankılanan davul sesleri, sadece Ramazan ayının gelişini değil, aynı zamanda modern eğitim sisteminde ‘değerler eğitimi’ olarak adlandırılan paylaşma kültürünün en somut örneğini müjdeledi. Dijitalleşen dünyada unutulmaya yüz tutan mahalle kültürünü okul sıralarına taşıyan bu etkinlik, çocukların sadece akademik değil, ahlaki gelişimlerine de ışık tutan bir vizyonun ürünü olarak kayıtlara geçti.

Kültürel Mirasın İzinde: Davullar ve Maniler Sınıflarda Çınladı

Etkinlik kapsamında öğrenciler, ellerinde davullarla ve dillerinde Anadolu’nun o meşhur Ramazan manileriyle sınıfları tek tek ziyaret etti. Okulun atmosferini bir anda değiştiren bu ritmik yürüyüş, diğer öğrencilerin alkışlarıyla birleşince ortaya hem coşkulu hem de duygusal anlar çıktı. Ancak bu neşeli tablonun ardında çok daha derin bir amaç yatıyordu: Dayanışma. Öğrenciler, kendi elleriyle hazırladıkları veya evlerinden getirdikleri iftarlıkları, sınıfları gezen sepetlere sevgiyle bıraktılar. Uzman pedagoglar, bu tür ‘uygulamalı iyilik’ hareketlerinin, çocukların empati yeteneklerini geliştirdiğini ve toplumsal aidiyet duygusunu pekiştirdiğini belirtiyor. Toplanan bu paketler, sadece birer yiyecek kolisi değil, şehir merkezinden köy okullarına uzanan sessiz bir kardeşlik mesajı niteliği taşıyor.

Eğitimde Maarif Modeli ve Paylaşmanın Sosyolojik Gücü

Yunus Emre Ortaokulu Müdürü Ali Köktaş, projenin temelinde yatan felsefeyi Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni ‘Maarif Modeli’ perspektifiyle açıkladı. Köktaş, eğitimin dört duvar arasından çıkıp hayatın kendisine dokunması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda bu yıl Ramazan’ın manevi iklimini öğrencilerimize yaşatmak istedik. Amacımız, evlerinden getirdikleri kek, pasta ve çeşitli yiyeceklerle köy okullarındaki arkadaşlarına ulaşmalarını sağlamak. Bu sadece bir yardım faaliyeti değil; oradaki çocuklarımızın iftar sevincine ortak olmak ve paylaşmanın, bir lokmayı bölüşmenin o eşsiz huzurunu evlatlarımıza bizzat yaşatmaktır. Bu vesileyle, birliğimizin daim olduğu, hayırlı ve bereketli bir Ramazan diliyorum.”

Köy okullarına gönderilmek üzere hazırlanan bu azıklar, çocukların saf yüreklerinden süzülen birer sevgi köprüsü olarak yerini buldu. Bu tür yerel inisiyatiflerin, toplumun genelinde ‘iyilik bulaşıcıdır’ ilkesini tetikleyeceği ve geleceğin duyarlı toplumunu inşa edeceği öngörülüyor. Etkinliğe katılan minik yüreklerin yüzlerindeki tebessüm ise, Ramazan’ın en büyük bereketinin ‘paylaşmak’ olduğunun en canlı kanıtı oldu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir