MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Kuru Fasulye Sancısı: Topraktan Kopuşun ve İthalatın Derin Analizi

Bir televizyon ekranından süzülen dumanı üstünde bir tabak kuru fasulye görüntüsü, sadece mideye hitap eden bir iştah dalgası değil, aynı zamanda kolektif hafızamızın en derin katmanlarına yapılan bir yolculuktur. Anadolu’nun o mütevazı ama bereketli sofralarında, bir tencere yemeğin etrafında birleşen ailelerin hikayesi, aslında bir ülkenin sosyolojik dönüşümünün ve tarımsal serüveninin de özetidir. 1950’li ve 60’lı yılların o naif ikliminde, mevsimsellik bir tercih değil, doğanın insana dayattığı onurlu bir yaşam biçimiydi. Bugünün seracılık ve küresel lojistik ağlarıyla kuşatılmış dünyasında, kışın kurutulmuş patlıcanın veya bir avuç bakliyatın kıymetini anlamak, toprağa olan sadakati yeniden sorgulamayı gerektiriyor.

O yıllarda Anadolu köylerinde yaşam, doğanın ritmiyle uyumluydu. Karaman’dan gelen bir paket narenciyenin yarattığı bayram havası, bugünün tropikal meyve bolluğundan çok daha kıymetliydi. Ancak bu kıtlık içinde dahi bir gıda güvenliği ve toplumsal dayanışma mevcuttu. ‘İmece’ usulüyle paylaşılan süt ve süt ürünleri, hayvancılığın köylünün asli kimliği olduğu bir dönemi simgeliyordu. Beslenme düzeni tamamen yerel üretime endeksliydi; yani insan, bastığı toprağın ona sunduğuyla hemhal olurdu. Bugün ise bu organik bağın zayıfladığına, tabağımızdaki fasulyenin pasaportuna bakar hale geldiğimize şahitlik ediyoruz.

Stratejik Bir Miras: Bakliyatın Toplumsal ve Besleyici Gücü

Bakliyat grubu; yani fasulye, mercimek ve nohut, sadece birer besin maddesi değil, Türkiye’nin stratejik gıda rezervleridir. Bilimsel veriler, bu ürünlerin insanın günlük protein ihtiyacının büyük bir kısmını karşıladığını ve uzun süre bozulmadan saklanabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle İç Anadolu Bölgesi gibi yarı kurak iklim özelliklerine sahip coğrafyalarda, az su tüketen bu bitkilerin ekimi hayati önem taşır. Coğrafi olarak steplerle çevrili bu bölgelerde, su kaynaklarını koruyan bir üretim modeline geçmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Türkiye’de genel olarak tarımsal destekleme ve havza bazlı üretim modelleri üzerine hukuki düzenlemeler bulunsa da, bu politikaların süreklilik arz etmesi gerekmektedir.

Son yıllarda yaşanan ithalat paradoksu ise ekonomik bir verinin ötesinde, yapısal bir soruna işaret etmektedir. Bir zamanlar Kanada’ya mercimek ihraç eden bir ülkenin, bugün aynı ülkeden mercimek ithal eder konuma gelmesi, üretim planlamasındaki kopukluğun en somut göstergesidir. Tarımsal arazilerin sanayileşmeye veya yapılaşmaya açılması, genç nüfusun köylerden kente göç ederek üretimden el çekmesi, tarladaki bereketin azalmasına neden olmuştur. Girdi maliyetleri, mazot, gübre ve tohum fiyatlarındaki artış, üreticiyi toprağa küstürürken, gıda egemenliğimizi de risk altına sokmaktadır.

Tarım Politikalarında Bilimsel Planlama ve Geleceğin İnşası

Türkiye’de tarımsal süreçler; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen kota, destekleme ve havza modelleri üzerinden yürütülür. Ancak bu süreçlerin sadece bürokratik birer veri olmaktan çıkıp, sahadaki çiftçinin refahını artıracak birer kalkınma hamlesine dönüşmesi elzemdir. Verimlilik odaklı politikalar, sadece bugünü değil, iklim değişikliğinin kapımızda olduğu geleceği de kurtarmalıdır. Kuraklığa dayanıklı bakliyat türlerinin İç Anadolu’nun geniş düzlüklerinde yeniden domine hale gelmesi, mısır gibi aşırı su tüketen ürünlerin yerine teşvik edilmesi, ekolojik bir zorunluluktur.

Sonuç itibarıyla, sofralarımızdaki kuru fasulye kokusunun yabancı diyarlardan gelmesi, milli bir üretim meselesidir. Üreticinin borç yükünün hafifletilmesi, Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapılması ve toprağın yeniden ‘sadık yarimiz’ olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, sadece mutfak kültürümüzü değil, toplumsal bağımsızlığımızın temel taşlarından biri olan gıda güvenliğimizi de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız. Bereketin anahtarı, ithalat gemilerinde değil, Anadolu’nun sabırlı ve bilge toprağındadır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir