Dolar Yine Tepetaklak: Bu Rahatlama Sahte Mi?
Yine bir sabah uyandık ve küresel siyasetin çetin rüzgarları, kent sokaklarındaki her vatandaşın cüzdanına uzanan dolarda yeni bir fırtına kopardı. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında doludizgin bir gerilim varken, birdenbire masaya yatırılan olası bir anlaşma ihtimali, dolar üzerinde ciddi bir satış baskısı yarattı. Dolar endeksi 99,1 seviyelerine kadar gerilerken, Washington’dan sızan çatışmayı bitirme görüşmeleri haberleri, piyasalarda adeta şok etkisi yarattı. Başkan Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki enerji akışı konusunda ‘iyi niyet’ göstermesinden bahsetmesi, bu kez gerçekten bir şeylerin değişip değişmeyeceği sorusunu akıllara getirdi. Yoksa bu da, biz kentlilerin bitmek bilmez sorunlarına yeni bir oyalama mıydı?
Hürmüz’den Gelen Fısıltılar ve Kentin Yükü
Ortadoğu’nun kanayan yarası, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi ve bölgedeki petrol akışı, yıllardır dünya piyasalarını rehin tutan bir kılıç gibi başımızın üzerinde sallanıyor. Geçmişte yaşanan sayısız gerilim, her seferinde petrol fiyatlarını fırlatarak kentlilerin benzin pompalarından market raflarına kadar her alanda hayatını zorlaştırdı. İsrail basını, ABD’nin bir aylık ateşkes planını devreye soktuğunu iddia ederken, The New York Times ise 15 maddelik bir çözüm önerisinden bahsediyor. Bu tür diplomatik manevralar, biz sıradan kent insanları için soyut görünse de, sonuçları doğrudan otobüs biletimizden, ısıttığımız evimizin faturasına, hatta o yolda bir türlü bitmeyen asfalt çalışmasının maliyetine kadar yansıyor. Küresel aktörler kendi siyasi satrançlarını oynarken, fatura yine en alttaki halkaya, yani bizlere kesiliyor.
Piyasa Oyunu Mu, Gerçek Kurtuluş Mu?
Tahran yönetimi, bu görüşme iddialarını henüz reddederken, bölgedeki bazı Körfez ülkelerinin İran’a karşı olası bir savaşa hazır oldukları yönündeki imalar, piyasalarda temkinli duruşun sürmesine neden oldu. Ancak yaşanan gelişmelerin ardından petrol fiyatlarında gözle görülür bir gerileme yaşandı. Enerji maliyetlerine bağlı enflasyon baskısının azalabileceği beklentisi, piyasaları bir nebze olsun rahatlattı. Ama sorun şu ki, bu ‘rahatlama’ biz kentlilerin cebine ne zaman ve ne kadar yansıyacak? Benzine gelen zamlar jet hızıyla pompaya yansırken, indirimler neden hep bu kadar ağırdan alır? Yoksa bu da sadece bir anlık nefes alma molası mı, yoksa kentteki pahalılık cehenneminden bir çıkış yolu mu?
Merkez Bankası Tuzağı ve Cebimizdeki Dolar
Piyasalar bir yandan Ortadoğu’dan gelen haberlerle şekillenirken, diğer yandan ABD Merkez Bankası yetkililerinden Michael Barr’ın enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarının bir süre daha yüksek tutulabileceği yönündeki açıklaması, küresel ekonomideki belirsizliği körüklüyor. Bu durum, sadece ABD’yi değil, küresel finans sistemine entegre olmuş tüm ülkeleri, dolayısıyla bizim kentimizi de derinden etkiliyor. Yüksek faiz oranları demek, daha pahalı krediler demek, şehir projeleri için daha yüksek maliyetler demek. Kentin altyapı sorunları, ulaştırma projeleri, hepsi bu tür ekonomik dalgalanmaların kurbanı oluyor. Yerel para birimimiz Dolar/TL kuru ise güne 44,3420 seviyesinden başladı, gün içinde 44,3338 ile 44,3649 arasında gidip geldi. Şu sıralar 44,3445 lira seviyesinden işlem görüyor. Peki bu kur, bizim kentteki otobüs ücretini, ev kirasını, market faturasını ne kadar etkileyecek? Kimse net bir cevap vermiyor ama faturayı ödeyen hep biz oluyoruz. İşte bu yüzden, küresel siyasetin bu ‘fısıltılarını’ sadece finans haberi olarak değil, kendi cebimizi doğrudan etkileyen bir kent sorunu olarak görmek zorundayız!






