Karaman, Anadolu’nun kadim kültürü ve güçlü sanayi altyapısıyla bilinen bir kenti olmanın ötesinde, bugünlerde ne yazık ki sarsıcı bir toplumsal krizle gündemde. Moderatörlüğünü Adem Kocatürk’ün üstlendiği ‘Akıl Defteri’ programı, kentin üzerine karabasan gibi çöken intihar vakalarını tüm çıplaklığıyla masaya yatırdı. Programın konukları Nörolog ve Aile Danışmanı Dr. Alper Aziz Hüdai Ayaslı ile KMÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duran Ali Yıldırım, kentin ruh sağlığı haritasını çıkarırken, istatistiklerin ötesindeki trajik gerçeği gözler önüne serdi.
Sanayileşmenin Bedeli: Parçalanan Aile Yapısı ve Sosyal İzolasyon
Programda paylaşılan veriler, Karaman için adeta bir ‘sosyolojik imdat çığlığı’ niteliğinde. Türkiye genelinde her 100 bin kişide görülen ‘kaba intihar hızı’ 5.22 seviyesindeyken, Karaman’da bu rakamın 11.01’e ulaşmış olması, kentin ulusal ortalamanın iki katından fazla bir risk altında olduğunu kanıtlıyor. 2009 yılından bu yana düzenli olarak artan bu veriler, meselenin anlık bir bunalımdan ziyade, kronik bir toplumsal yaraya dönüştüğünü gösteriyor. Doç. Dr. Duran Ali Yıldırım, bu karanlık tablonun merkezine ‘aile bağlarının zayıflamasını’ koyuyor. Boşanma oranlarının hızla arttığı kentte, modern hayatın dayattığı egoizm ve sosyal medyanın yarattığı ‘sahte mutluluk’ illüzyonu, bireyleri derin bir manevi boşluğa sürüklüyor. İmkânları kısıtlı olan birey, dijital dünyada gördüğü parıltılı hayatlar ile kendi gerçekliği arasındaki uçurumda varoluşsal bir sancı çekiyor.
Öte yandan, Karaman’ın ekonomik can damarı olan fabrikalar, beklenmedik bir şekilde toplumsal travmanın da kaynağı haline gelmiş durumda. Programda dile getirilen ‘vardiyalı çalışma sistemi’, aile içi iletişimi adeta bitirme noktasına getirdi. Karı-kocanın farklı vardiyalarda çalışması nedeniyle birbirini görmeyen eşler ve ebeveyn denetiminden uzak, ‘ekranların insafına terk edilmiş’ bir nesil yetişiyor. Bu ‘mekanik’ yaşam biçimi, sevgi ve güven ihtiyacını karşılayamayan bireyi en savunmasız anında yalnızlığa itiyor.
Genç Kuşağı Tehdit Eden ‘Elalem’ Baskısı ve Manevi Boşluk
Dr. Alper Aziz Hüdai Ayaslı’nın analizleri ise durumun demografik açıdan ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde intihar eğilimi yaşlı nüfusta yoğunlaşırken, Karaman’da bu durumun 15-29 yaş aralığındaki gençlerde toplanması, geleceğimize dair ciddi bir uyarı fişeği niteliği taşıyor. Gençlerin omuzlarındaki ‘başarı zorunluluğu’ ve göç veren bir şehirde kalmış olmanın yarattığı ‘geç kalmışlık’ hissi, psikolojik kırılganlığı artırıyor. Buna ek olarak, muhafazakâr toplum yapısının getirdiği ‘elalem ne der’ korkusu, ruhsal sorunlar yaşayan bireylerin profesyonel destek almasının önüne bir duvar gibi örülüyor. Sorunlarını içine atan, maskeli depresyon yaşayan gençler, çıkış yolunu hayatlarına son vermekte arıyor.
Sonuç olarak Karaman, sanayideki başarısını toplumsal huzurla taçlandıramamanın sancısını çekiyor. Uzmanlar, sadece ekonomik kalkınmanın yeterli olmadığını, acilen mahalle kültürünün ihyası, aile danışmanlık merkezlerinin yaygınlaştırılması ve gençlere yönelik nitelikli sosyal alanların oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Karaman’ın bu sessiz çığlığı duyulmalı; zira kaybedilen her can, toplumun ortak geleceğinden koparılan bir parçadır.






