Karaman’ın Kanayan Yarası: İbrahim Öktem Caddesi’ndeki Tragedya
Karaman’ın Hamidiye Mahallesi, İbrahim Öktem Caddesi üzerinde dün akşam saatlerinde yaşanan feci kaza, bir kez daha şehirdeki trafik güvenliği tartışmalarını alevlendirdi. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) İlahiyat Fakültesi 2. sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Mehmet I., kaldığı yurda dönmek üzere yolun karşısına geçmeye çalışırken, 20 yaşındaki E.Ş. idaresindeki hafif ticari aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. Çarpmanın şiddetiyle genç öğrencinin alışveriş poşetindeki çiğ köfte ve kolanın yola savrulması, trajedinin sıradan bir akşamın ortasında nasıl filizlendiğinin acı bir göstergesiydi. Kazada araç sürücüsü E.Ş. ve araçta yolcu olarak bulunan M.A.K. (20) de yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
Sadece Bir Kaza mı, Yoksa Kronikleşmiş Bir Sorun mu?
Bu olay, sadece basit bir trafik kazasından ibaret değil; ardında yatan ve yıllardır göz ardı edilen sistemik sorunları gözler önüne seriyor. İbrahim Öktem Caddesi, özellikle üniversite öğrencilerinin yoğun olarak kullandığı bir güzergah. Ancak ne yazık ki, bu caddenin adı son yıllarda sıkça benzer acı olaylarla anılıyor. Bölgedeki öğrenciler ve vatandaşlar, araçların limitlerin çok üzerinde hız yaptığını, yayalar için yeterli güvenlik önlemlerinin olmadığını defalarca dile getirdiler. Kazayı görüp yardıma koşan KMÜ İlahiyat Fakültesi öğrencisi Mehmet Buğra Kılıç’ın ‘Bu yoldan korkuyorum. Araçlar 100-120 kilometre hızla gidiyor’ feryadı, aslında bölgedeki her öğrencinin hissettiği ortak korkunun dışa vurumu.
Veriler Bize Ne Anlatıyor: Göz Ardı Edilen Riskin Bedeli
Analitik bir gözle baktığımızda, bu tür kazaların münferit olaylar olmaktan çok, belirli coğrafi bölgelerde ve belirli risk faktörleri altında tekrarlanan trajediler olduğunu görüyoruz. İbrahim Öktem Caddesi gibi yoğun yaya trafiğinin olduğu ancak hız kontrolünün yetersiz kaldığı alanlar, adeta kazaya davetiye çıkarıyor. Üniversite kampüsleri çevresindeki yolların özel bir düzenlemeye tabi tutulması gerektiği, hız düşürücü engeller, iyi aydınlatılmış yaya geçitleri ve sıkı denetimlerin elzem olduğu verilerle sabit. Genç bir bireyin en temel ihtiyacı olan güvenli ulaşım hakkından mahrum kalması, aslında geleceğe yapılan bir yatırımın yola saçılması anlamına geliyor. Biz burada genç bir yeteneği, bir ailenin umudunu ve toplumun geleceğini kaybetme riskiyle yüzleşiyoruz.
Belediye ve Yetkililer Neden Çözüm Üretemiyor?
Mehmet Buğra Kılıç’ın ‘Belediyeye ve yetkililere sesleniyorum, bir çözüm üretilsin’ çağrısı, Karaman halkının ve özellikle öğrenci kesiminin ortak beklentisi. Peki, yıllardır dile getirilen bu çağrılar neden karşılık bulmuyor? Trafik mühendisliği raporları, kaza istatistikleri ve vatandaş şikayetleri, bu bölgenin acil müdahale gerektiren ‘kırmızı noktalardan’ biri olduğunu gösterirken, somut adımların gecikmesi neyin habercisi? Basit bir yaya üst geçidi, akıllı trafik ışıkları veya hız kesici bariyerler gibi uygulamalarla yüzlerce hayat kurtarılabilir, binlerce öğrencinin içindeki korku dindirilebilirdi. Ancak bu adımların atılmaması, ‘işte bu yüzden kaybediyoruz’ dedirten acı bir ihmalin göstergesi.
Genç Bir Yaşamın Bedeli ve Beklenen Adımlar
Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Mehmet I.’nın durumu, bölgedeki diğer öğrenciler ve aileleri için büyük bir endişe kaynağı. Bu kaza, sadece yaralılar için değil, tüm şehir için bir uyarı niteliğinde. Yetkililerin, bu tür trajedilerin önüne geçmek için kapsamlı bir eylem planı hazırlaması, mevcut riskli yolları yeniden ele alması ve trafik güvenliğini en üst seviyeye çıkarması gerekiyor. Gençlerimizin güvenle kampüslerine, yurtlarına gidebildiği bir şehir yaratmak, yalnızca belediyenin değil, hepimizin ortak sorumluluğu. Aksi takdirde, bu tür ‘kazalar’ tekrar yaşanmaya devam edecek ve bizler, her defasında ‘işte bu yüzden kaybediyoruz’ demekle yetineceğiz.





