MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

İsrail’in İdam Yasası: Hukukun Bittiği Nokta!

Hukuk Maskeli Katliam Fermanı

İsrail parlamentosunun geçtiğimiz günlerde onayladığı sözde idam yasası, hukuk maskesi altına gizlenmiş bir toplu katliam fermanından başka bir şey değildir. Ortada bir devlet aklı değil, işgalci bir gücün savunmasız sivilleri yok etmek için uydurduğu kanlı bir kılıf var. Hukukçular Derneği Karaman İl Temsilcisi Av. Oğuz Kaan Kuru’nun da altını çizdiği gibi, bu düzenleme modern hukuk dünyasında hiçbir karşılığı olmayan, tam anlamıyla ‘yok hükmünde’ bir metindir. İşgal ettiği topraklarda egemen bir devlet gibi davranmaya kalkan İsrail, uluslararası hukuku sadece çiğnemiyor, aynı zamanda onunla alay ediyor.

90 Günde İnfaz: Adalet Değil Kıyım Şartı

Yeni düzenlemenin detaylarına baktığımızda dehşetin boyutu daha net anlaşılıyor. İdam kararı için daha önce aranan oybirliği şartı kaldırıldı, artık basit bir çoğunluk bir insanın hayatını sonlandırmak için yeterli görülüyor. Üstelik temyiz ve itiraz yolları neredeyse tamamen kapatılmış durumda. Karar alındıktan sonra sadece 90 gün içinde infazın gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Bu, bir yargılama süreci değil, önceden kararlaştırılmış infazların bürokratik bir hızla tamamlanması operasyonudur. 7 Ekim’den bu yana çocuk, yaşlı, kadın demeden sivil katliamı yapan bir yapının, şimdi bu katliamları ‘yasal’ bir zemine oturtmaya çalışması insanlık onuru adına utanç vericidir.

Apartheid Rejimi Hukuk Kürsüsünde

Bu yasanın en karanlık noktası ise uygulandığı kişilere göre değişen çifte standartlı yapısıdır. Metin incelendiğinde, düzenlemenin doğrudan ve sadece Filistinlilere uygulanmak üzere kurgulandığı açıkça görülüyor. Bir Filistinliyi öldüren İsrail vatandaşı sivil mahkemelerde, çoğu zaman cezasızlıkla sonuçlanan süreçlerle yargılanırken; özgürlük mücadelesi veren Filistinliler askeri mahkemelerin geniş ve belirsiz ‘terör’ tanımlarıyla darağacına gönderilmek isteniyor. Bu durum, 21. yüzyılda ilan edilmiş en somut apartheid (ırk ayrımcılığı) uygulamasıdır. Kendi hukuk sistemini işgal altındaki topraklarda keyfince genişleten bir yapının, uluslararası ceza hukuku önünde hesap vermesi artık bir zorunluluk değil, bir varoluş meselesidir.

Uluslararası Güvenlik İçin Büyük Tehdit

İsrail’in attığı bu adım sadece Filistin sınırları içinde kalan bir mesele değildir; bu yasa tüm Ortadoğu ve dünya güvenliği için bir pime basma girişimidir. Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ni açıkça ihlal eden bu hamle, Cenevre Sözleşmesi’nin işgalci güçlere tanıdığı sınırlı yetkileri de yerle bir ediyor. Hukukçular Derneği, bu kanlı tiyatroya karşı Birleşmiş Milletler nezdinde; Keyfi Tutuklamalar, Yargısız İnfazlar ve İşkence Özel Raportörlükleri gibi kritik mekanizmalara başvurularını tamamladı. Eğer dünya kamuoyu bu ‘katliam yasasına’ karşı bugün sessiz kalırsa, yarın hiçbir coğrafyada uluslararası hukukun koruyuculuğundan bahsedilemeyecektir. Bu bir hukuk mücadelesi değil, bir medeniyet sınavıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir