Savaşın En Acı Bedeli: Çocuklar Suskun Bekleyişte
Karaman İHH’nın yürek burkan açıklaması, bölgemizden yükselen vicdan sesinin ta kendisi. Yıllardır süregelen çatışmaların en ağır faturasını masum yavrularımızın ödediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bosna’dan Çeçenistan’a, Afganistan’dan Arakan’a uzanan o acı tablolar, maalesef bugün Sudan’da, Lübnan’da, Yemen’de, Doğu Türkistan’da ve özellikle Gazze’de benzer vahşetle tekrar yaşanıyor. Coğrafyalar değişse de, takvimler ilerlese de değişmeyen tek gerçek, masum canların, çocukların, kadınların ve sivillerin bu kanlı döngünün kurbanı olması.
Geçmişten Bugüne Kanayan Yara: Neden Durmuyor?
Bu acıların kökeni ne yazık ki dünle sınırlı değil. İmparatorluklar çağından bu yana süregelen çıkar çatışmaları, bölgemizi hep bir kan revan içinde bırakmıştır. Bir zamanlar Haçlı Seferleri’yle, ardından sömürgecilikle başlayan bu kanlı miras, 20. yüzyıldaki soğuk savaş ve sonrasındaki vekalet savaşlarıyla günümüze kadar taşındı. Her bir çatışma, ardında yıkık kentler, dağılmış aileler ve en önemlisi, geleceği çalınmış nesiller bıraktı. Bombaların üzerindeki imzalar, failin kim olduğunu açıkça gösterirken, bizler kendi içimizdeki ayrılıklarla, mezhep kavgalarıyla, etnik çekişmelerle kendi kendimizi tüketiyoruz. Bu parçalanmışlık, dış güçlerin elini güçlendiriyor, zulmün devam etmesine adeta davetiye çıkarıyor.
Gözler Önündeki Vahşet: Sayılar Birer Çığlık
Açıklamada verilen rakamlar, sadece kuru birer sayıdan ibaret değil; her biri, yitirilmiş bir yaşamın, çiğnenmiş bir umudun çığlığıdır. Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 21 binden fazla çocuğun şehit edilmesi, 44 binden fazla çocuğun yaralanması veya uzuv kaybı yaşaması, insanlık vicdanını derinden yaralıyor. Anestezi olmadan uzuvlarını kaybeden minik bedenlerin çığlıkları, hangi vicdanı uyandırmayabilir ki? Batı Şeria, Kudüs ve Lübnan’da katledilen bine yakın çocuk, Sudan’da iç savaşın tetiklediği kıtlık ve sağlık sisteminin çökmesiyle ölen yarım milyondan fazla çocuk… Doğu Türkistan’da ailelerinden koparılmış bir milyona yakın çocuk… Myanmar’da ve Ukrayna’da devam eden çocuk ölümleri… Bu tablolar, sadece bölgemizin değil, tüm insanlığın utanç vesikasıdır.
Sistemdeki Çarpıklık ve Sessizliğin Arkasındaki Sırlar
Bu denli büyük bir vahşet karşısında uluslararası toplumun ve birçok liderin takındığı sessizlik, hepimizi düşündürmelidir. Ne yazık ki dünya sistemi, zalimi değil, mazlumu cezalandırır hale geldi. Batı medeniyetinin maskesi arkasındaki karanlık ilişkiler, Epstein dosyaları gibi skandallarla birer birer ifşa oluyor. Bu kirli ağlar, belki de Batılı başkentlerin neden İslam coğrafyasındaki çocuk kıyımına ‘sağır ve dilsiz’ kaldığını açıklıyor. Vicdanı şantajla rehin alınmış bir sistemden adalet beklemek, fırtınada saman çöpü aramak gibidir. Güçsüzlük değil, birliğimizin olmaması, bu zulmü durdurmakta en büyük engelimiz.
Ortak Bir İrade Çağrısı: Zamanımız Daralıyor
Emperyalist ve Siyonist güçler, İslam coğrafyasını adım adım işgal ederken, çocuklarımızı hayattan koparırken, biz kendi iç çekişmelerimizle enerjimizi tüketiyoruz. Katillerin bombaları, ‘Şii misin, Sünni misin?’ diye sormuyor; hedefi doğrudan Müslümanlar. 57 İslam ülkesinin, 1.8 milyar nüfusa rağmen Gazze’deki çocukların canını kurtaracak ortak bir irade ortaya koyamaması, aslında bir güçsüzlükten ziyade, tehlikeli bir dağınıklıktır. İran’a yönelik saldırılarla tırmanan gerilim, sadece tek bir ülkenin meselesi değil, tüm İslam coğrafyasını hedef alan büyük bir oyunun parçasıdır. Bu gerçeği görmek ve ona göre tavır almak boynumuzun borcudur.
Karaman’dan, bölgemizden yükselen bu ses, tüm İslam dünyasına ve liderlerine açık bir çağrıdır: Ekonomik, siyasi ve askeri gücümüzü, masum yavrularımızı koruyacak bir “ortak iradeye” dönüştürme vaktidir. Uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler’i ve tüm insanlık vicdanını, bu insanlık dışı saldırganlığa karşı acilen harekete geçmeye davet ediyoruz. Unutmayalım ki, dün unutulan her katliam, bugün yenilerine kapı aralıyor. Birlik olmazsa, zulümler asla durdurulamaz!






