Acı Bir Haber: Anamur Yolu’nda Can Pazarı Yaşandı
Anamur-Ermenek karayolu üzerinde yürekleri dağlayan bir kaza yaşandı. Ormancık Mahallesi sınırlarında meydana gelen feci olayda, Ermenek’in Nadire köyünden Anamur’daki orman fidanlığında ekmek parası için çalışan işçileri taşıyan Mustafa Ünal (60) idaresindeki 70 ACV 113 plakalı minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu metrelerce yükseklikten uçuruma yuvarlandı. Kazanın şiddetiyle ortalık adeta can pazarına dönerken, bölge sakinleri ve ilk yardım ekipleri için saniyelerle yarışılan anlar yaşandı. Bu elim olayda, ne yazık ki üç hemşehrimiz hayatını kaybederken, on bir kişi de çeşitli yerlerinden yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Köyün ve bölgenin uzun süre unutamayacağı bu facia, geride derin bir acı ve sayısız soru işareti bıraktı.
Nadire Köyü Yasa Boğuldu: Toprağa Verilen Canlar
Kazada hayatını kaybeden minibüs sürücüsü Mustafa Ünal ile birlikte Hatice Oflaz (36) ve Fadime Eren (50) isimli işçilerin vefat haberi, memleketleri Ermenek’in Nadire köyüne ateş düşürdü. Toprağa verilen üç can, köyün ve çevrenin her köşesinde büyük bir boşluk yaratırken, cenaze törenlerinde gözyaşları sel oldu. Nadire köyü mezarlığında kılınan cenaze namazının ardından dualarla ebediyete uğurlanan merhum ve merhumeleri son yolculuklarında yakınları, dostları ve yüzlerce vatandaş yalnız bırakmadı. Bu tip kazalar, küçük yerleşim yerlerinde çok daha derin yaralar açar. Her bir vefat eden, o köyün bir ferdi, bir komşusu, bir akrabasıdır. Onların yokluğu, sadece bir aileyi değil, tüm toplumu sarsar, hayatın akışını değiştirir.
Ekmeğin Peşinde Zorlu Yolculuklar ve Güvenlik Endişesi
Bölgemizin coğrafyası gereği, özellikle tarım ve ormancılık işlerinde çalışan hemşehrilerimiz, çoğu zaman ilçeler ve köyler arası uzun ve yıpratıcı yollar kat etmek zorunda kalıyor. Anamur-Ermenek yolu gibi engebeli ve virajlı güzergahlar, zaten zorlu olan bu mesai yolculuklarını adeta bir çileye dönüştürüyor. Bu yolların yetersizliği, güvenlik önlemlerinin eksikliği ve taşıma standartlarının göz ardı edilmesi, ne yazık ki zaman zaman benzeri acı olaylara davetiye çıkarıyor. İşçilerin güvenli ve insana yakışır koşullarda işlerine gidip gelebilmeleri, sadece bir vicdan meselesi değil, aynı zamanda devletin ve ilgili kurumların temel sorumluluğudur. Özellikle sabahın erken saatlerinde, yorgunluk ve dikkatsizlik ihtimalinin arttığı anlarda, bu yollardaki riskler katlanarak büyüyor.
Geçmişten Gelen Uyarılar ve Alınmayan Dersler
Bölgemizde benzer işçi taşıma kazaları ne yazık ki ilk değil. Her acı olayın ardından, “bir daha yaşanmasın” dilekleri yükselse de, sorunların köklü çözümlere kavuşmadığı görülüyor. Yolların fiziki koşullarının iyileştirilmesi, sık sık denetimler yapılması, araçların bakımlarının titizlikle kontrol edilmesi ve sürücülerin çalışma saatleri ile dinlenme sürelerinin düzenlenmesi gibi adımlar hayati önem taşıyor. Bu sadece bir trafik kazası değil, aynı zamanda iş güvenliği ve vatandaşın can sağlığına yönelik sistemik bir sorun. Halkımız, yetkililerden somut adımlar bekliyor. Uçuruma yuvarlanan her minibüs, aslında bir umudun, bir ailenin geleceğinin de uçuruma yuvarlanması demek. Bu tür faciaların önlenmesi için topyekün bir seferberlik ruhuyla hareket etmek, hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.






