Küresel Çatışmaların Pompaya Yansıması
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratmaya devam ediyor. Bu sarsıntı, zincirleme bir reaksiyonla Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarını rekor seviyelere taşıma tehlikesiyle karşı karşıya. Sektör kaynaklarından sızan bilgilere göre, 5 Mart 2026 tarihi itibarıyla motorin ve benzine son yılların en büyük zamlarından biri uygulanacak. Bu artış, sadece sürücülerin değil, temel gıda ürünlerinden lojistiğe kadar tüm tedarik zincirinin maliyet yapısını derinden etkileyecek.
Kulislerde konuşulan rakamlar oldukça çarpıcı: Motorin fiyatlarına 12,45 TL, benzine ise 3,68 TL’lik bir artış öngörülüyor. Eğer bu beklenti gerçekleşirse, daha önce iptal edilen zammın neredeyse iki katı büyüklüğünde bir sıçrama yaşanmış olacak. Bu durum, fiyatların kısa sürede dengelenme umudunu ortadan kaldırıyor ve piyasalarda büyük bir tedirginlik yaratıyor.
Lojistik Maliyetleri ve Tüketiciye Etkisi
Akaryakıt fiyatlarındaki bu tür keskin artışlar, ekonominin her köşesine yayılan bir enflasyon dalgası tetikler. Özellikle lojistik ve taşımacılık sektörünün ana girdisi olan motorin fiyatındaki yükseliş, sebze-meyve pazarından market raflarındaki temel gıda ürünlerine kadar her şeyin maliyetini artırır. Bir kamyonun yakıt masrafındaki 12 liralık artış, nihai tüketiciye ulaştığında katlanarak fiyata eklenir. Karaman’da halihazırda 62,39 TL civarında olan motorin fiyatı, beklenen zammın ardından 72,84 TL’ye çıkacak. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde de bu rakamlar 73-74 TL bandını aşacak; Hakkari’de ise 75,68 TL’ye kadar tırmanması bekleniyor. Bu fiyat seviyesi, hane halkı bütçelerinde ciddi bir baskı oluşturacak.
Gözler Yeniden Eşel Mobil Sisteminde
Akaryakıt fiyatlarındaki bu büyük artış beklentisi karşısında, kamuoyunun gözü Hazine ve Maliye Bakanlığı’na çevrilmiş durumda. Geçmişte uygulanan “Eşel Mobil” sisteminin yeniden devreye alınması, fiyat şokunu absorbe edebilecek tek mekanizma olarak görülüyor. Eşel Mobil sistemi, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışın tamamının pompa fiyatına yansımasını engellemek amacıyla Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) üzerinden ayarlama yapılması anlamına geliyor. Yani devlet, vergi gelirinden feragat ederek fiyat artışının bir kısmını sübvanse eder. Eğer bu sistem uygulanırsa, beklenen devasa zam bir miktar dengelenebilir, ancak bu, devlet bütçesi açısından ciddi bir yük anlamına gelir. Politika yapıcıların bu hassas dengeyi nasıl yönetecekleri, önümüzdeki günlerde ekonomi gündeminin en önemli başlığı olacak.</p






