Devletin Görünmez Düşmanına Vurulan Ağır Darbe
59 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen bu operasyon, uyuşturucu baronlarının sadece fiziki olarak ele geçirilen maddeden ibaret olmadığını gösteriyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda gerçekleşen bu büyük operasyon, Türkiye’nin organize suçla mücadelesinde ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ancak bu operasyonlar, ne yazık ki sadece buzdağının görünen kısmı. Ben, bir ekonomi şefi olarak, bu olayın asıl faturasının vatandaşın cebine nasıl yansıdığını anlatacağım.
Operasyonda ele geçirilen 2 ton 352 kg uyuşturucu madde ve 1 milyon 258 bin adet hap, piyasa değeri açısından milyonlarca liralık bir vurgunu önledi. Ama asıl maliyet bu değil. Uyuşturucu, bir ülkenin ekonomisine vurduğu en sinsi darbedir. Bu kara para, kayıt dışı ekonominin temel taşıdır. Vergilendirilmez, üretim yapmaz, istihdam yaratmaz. Sadece yıkım üretir.
Vatandaşın Cebinden Çıkan Görünmez Maliyet
Pek çok vatandaş, uyuşturucunun kendi hayatını doğrudan etkilemediğini düşünür. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Uyuşturucu ticareti, devletin kaynaklarını üç ana yolla sömürür: Sağlık harcamaları, güvenlik harcamaları ve kaybedilen iş gücü.
Öncelikle sağlık sistemini ele alalım. Uyuşturucu bağımlılarının rehabilitasyon ve tedavi masrafları kimin cebinden çıkıyor? Elbette, ödediğiniz vergilerle finanse edilen sağlık bütçesinden. Tedaviye ayrılan her kuruş, aslında başka bir vatandaşa daha iyi hizmet verebilecekken, bu yıkımın faturasını kapatmak için kullanılıyor.
İkinci olarak, güvenlik harcamaları. Bu operasyon için 795 ekip, 1987 personel, 14 hava aracı ve 37 narkotik dedektör köpeği görev yaptı. Bu devasa insan kaynağı ve ekipman maliyeti, suçla mücadele etmek için harcanan kamu bütçesidir. Her operasyon, vergi gelirlerinden finanse edilen bir bütçe kalemi oluşturur. Uyuşturucu baronlarının sebep olduğu bu yük, vatandaşın sırtına binen ekstra bir yüktür.
Suç Ekonomisinin Türkiye’ye Yansımaları
Türkiye’nin coğrafi konumu, uyuşturucu kaçakçılığı için kritik bir köprü görevi görmesine neden oluyor. Avrupa ve Ortadoğu arasındaki geçiş noktasında yer almamız, bizi uluslararası organize suç örgütlerinin hedefi yapıyor. Uyuşturucu ticareti, sadece sokak satıcılarının işi değildir. Bu, milyar dolarlık uluslararası bir endüstridir. Bu ağlar, devlet kurumlarına sızmaya, yozlaşmaya neden olmaya çalışır.
Bu operasyonun başarısı, güvenlik güçlerimizin kararlılığını gösteriyor. Ancak ekonomik açıdan bakıldığında, uyuşturucu trafiğinin varlığı, Türkiye’nin uluslararası finans sisteminde gri listede kalmasına neden olabilecek riskleri de beraberinde getiriyor. Kara paranın aklanmasıyla mücadele etmemiz, sadece ahlaki bir görev değil, aynı zamanda ulusal ekonomimizin geleceği için hayati bir zorunluluktur.
529 şüphelinin yakalanması ve 129’unun tutuklanması, bu mücadelenin ne kadar yoğun olduğunu gösteriyor. Ancak bu mücadelenin sürdürülebilir olması, ancak vatandaşın bu ekonomik gerçeği görmesiyle mümkün. Vergi ödeyen her vatandaşın, bu sinsi düşmanın yarattığı faturayı ödediğini unutmaması gerekiyor. Bu operasyonlar, sadece uyuşturucuyu değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini de kurtarma çabasıdır.





