MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9822 ▲ %0,02
EURO 53,5221 ▲ %0,31
ALTIN 6.599,09 ▲ %0,69

Yılmaz’dan Orta Doğu Uyarısı: Savaşın Maliyeti Artıyor, Riskler Büyüyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk ekranlarında yayınlanan “Tarafsız Bölge” programında gazeteci Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlayarak gündemdeki kritik Orta Doğu gelişmelerine ve bunların Türkiye ile küresel ekonomiye olası etkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Bölgede tırmanan gerilimin diplomatik yollarla bir an evvel sonlandırılması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye’nin bu yöndeki kararlı duruşunu ve attığı adımları detaylandırdı. Türkiye’nin NATO üyeliği ve İncirlik Üssü gibi stratejik konumunun, bölgesel dengelerdeki yerini pekiştirdiğini de vurguladı.

Diplomasi Vurgusu ve Türkiye’nin Bölgedeki Stratejik Konumu

Yılmaz, Türkiye’nin NATO’nun güvenilir bir üyesi olduğunu ve İncirlik Üssü’nün Türk komutası altında faaliyet gösteren, farklı ülkelerin askerlerini barındıran bir tesis olduğunu hatırlattı. Orta Doğu’da gerilimin tırmanmasından önce Ankara’nın kapsamlı arabuluculuk girişimlerinde bulunduğunu, ancak son anda Umman’a dönen bu çabaların ne yazık ki olumlu bir netice vermediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, İran’a yönelik yapılan saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, aynı zamanda İran’ın “dost ülkelere” yönelik iddia edilen saldırılarını da tasvip etmediklerini açıkça ifade etti. Bu açıklamalar, Türkiye’nin bölgedeki tüm aktörlere eşit mesafede ve yapıcı bir yaklaşımla barışı savunduğunu ortaya koyuyor. Ankara, savaşın bir an önce sona ermesi ve diplomasi masasına geri dönülmesi için uluslararası platformlarda da yoğun çaba sarf ettiğini aktardı.

Bölgesel Yayılma Riski ve Küresel Ekonomik Dalgalanmalar

Bölgedeki savaşın yayılma riskinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Yılmaz, mevcut insani krizin yanı sıra çevresel ve ekonomik maliyetlerin de hızla yükseldiğini vurguladı. ABD eski Başkanı Trump’ın bölge politikalarına atıfta bulunarak, “Trump’ın bu savaşı uzun sürdürme iradesi olduğunu düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Ancak, genel belirsizliğin devam ettiğini de ekledi. Uzayan çatışmaların öngörülemez sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Yılmaz, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın sadece bölgeyi değil, küresel ekonomiyi de derinden etkilediğini belirtti. Petrol ve doğal gaz sevkıyatının kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın önemini vurgulayan Yılmaz, dünya petrolünün yüzde 20’sinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın yüzde 25’inin bu boğazdan geçtiğini hatırlattı. Bölgedeki herhangi bir aksaklığın küresel enerji piyasalarında ciddi bir alarm zili çalacağını, maliyetleri artırarak başta Uzak Doğu ve Avrupa olmak üzere birçok ülkenin ekonomisini olumsuz etkileyeceğini dile getirdi.

Türkiye Ekonomisinin Direnci ve Enflasyonla Mücadele Tedbirleri

Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu enflasyonist baskı ve büyüme yavaşlaması risklerine rağmen, Türkiye’nin bu süreçte arz sıkıntısı yaşamayacağını belirten Yılmaz, ülkenin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve akıllı yatırımlar yapma kabiliyetine dikkat çekti. “Türkiye arz sorunu yaşayacak bir ülke değil,” diyen Yılmaz, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların ülkeyi daha dirençli hale getirdiğini ifade etti. Ancak, küresel fiyat dalgalanmalarından tamamen izole olmanın mümkün olmadığını, bu durumun akaryakıt fiyatları aracılığıyla enflasyonu artırma potansiyeli taşıdığını kabul etti. Bu riski bertaraf etmek amacıyla, bütçe açığını bir miktar artırma pahasına, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yüzde 75’ini vergi indirimleriyle karşıladıklarını açıkladı. Bu kararın, enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını ve vatandaşın alım gücünü korumayı öncelik olarak gördüklerini gösterdiğini belirtti.

Sağlam Makroekonomik Göstergeler ve Gelecek Projeksiyonları

Yılmaz, Türkiye ekonomisinin krizlere karşı dirençli bir yapıya sahip olduğunu ve birçok zorlu sınavdan başarıyla geçtiğini vurguladı. Ülkenin makroekonomik temellerinin sağlam olduğunu belirten Yılmaz, cari açığın milli gelire oranının geçen yıl yüzde 1.9 gibi tarihi düşük seviyelerde gerçekleştiğini, bunun döviz ihtiyacını azalttığını ifade etti. Deprem felaketinin getirdiği 92 milyar dolarlık büyük maliyete rağmen, bütçe açığının da yüzde 2.9 ile dünya ortalamasının altında, sağlıklı bir düzeyde seyrettiğini kaydetti. Merkez Bankası’nın rezervlerinin 200 milyar doların üzerine çıkarak güçlü bir konumda olduğunu ve bankacılık sisteminin sağlamlığını teyit etti. Yılmaz, küresel ekonominin belirsizliklerden hoşlanmadığını, piyasaların savaşın uzun sürmesini arzu etmediğini ifade etti. Ortaya çıkan insani ve ekonomik maliyetin hafife alınamayacağını vurgulayarak, bu durumun Orta Vadeli Plan’ın Eylül ayındaki revizyonlarında dikkate alınacak bir risk faktörü olduğunu sözlerine ekledi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir