MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Yenidoğan Ünitesinde Şiddet Davası: ‘Bir Anlık Refleks’ Savunması

Türkiye’nin vicdanını derinden yaralayan, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde yaşanan skandalda yargılama süreci tüm hızıyla devam ediyor. 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana geldiği iddia edilen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran olayda, en savunmasız varlıklar olan bebeklere yönelik şiddet uygulandığına dair görüntüler, tıp dünyasında etik değerlerin ve denetim mekanizmalarının sorgulanmasına yol açtı. Tutuklu yargılanan hemşire H.D.B.’nin mahkemedeki savunması ise davanın seyrine dair önemli ipuçları veriyor.

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesindeki Karanlık Görüntüler ve Hukuki Süreç

Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, SEGBİS aracılığıyla bağlanan sanık hemşire H.D.B., sergilediği tutumu ‘bir anlık refleks’ olarak nitelendirerek, kastının zarar vermek olmadığını ileri sürdü. Ancak dosyadaki deliller ve hastane güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler, durumun münferit bir olaydan ziyade, sistematik bir soruna işaret edebileceği şüphesini uyandırıyor. Mahkeme kayıtlarına göre, sanığın sadece bir bebeğe değil, başka bir bebeğe daha tokat attığına dair görüntülerin ortaya çıkması, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı genişletmesine neden oldu. Savunmasında annelik vurgusu yapan sanığın, ‘Mesleğimi en iyi şekilde yapıyordum, pişmanım’ şeklindeki ifadeleri, mağdur aileler ve kamuoyu vicdanında karşılık bulmakta zorlanıyor.

Dava sürecinde dikkat çeken bir diğer unsur ise savunma makamının, mağdur bebeğin anne karnındayken Down sendromu teşhisi aldığına dair iddiaları oldu. Bu durumun olayın ‘illiyet bağı’ ile ne şekilde ilişkilendirilmek istendiği hukukçular arasında tartışma yaratırken, davacı vekili Avukat Sait Bolat bu iddiaları kesin bir dille reddederek, tıbbi raporların gerçeği yansıtmadığını savundu. Her iki tarafın da Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz etmesi, tıbbi delillerin incelenmesindeki karmaşıklığı bir kez daha gözler önüne serdi.

Liyakat ve Etik: Sağlık Sektöründe Şiddetin Önlenmesi

Uzmanlar, bu tür vakaların yalnızca bireysel bir ‘hata’ olarak görülemeyeceğini, özellikle yoğun bakım gibi yüksek stresli birimlerde çalışan personelin psikolojik dayanıklılık testlerinden düzenli olarak geçmesi gerektiğini vurguluyor. Olayın en trajik yönlerinden biri ise sanık H.D.B.’nin ‘Aşırı Düşük Doğum Ağırlıklı Bebeğe Yaklaşım Kursu’ almış ve bu konuda sertifika sahibi bir profesyonel olmasıdır. Bu durum, eğitimin tek başına yeterli olmadığını, mesleki ahlak ve sürekli denetimin hayati önem taşıdığını kanıtlar niteliktedir.

Hastanelerde güvenlik kameralarının sadece birer kayıt cihazı değil, aktif bir denetim mekanizması olarak kullanılması gerektiği bu olayla bir kez daha tescillenmiş oldu. Toplumsal güvenin yeniden tesisi için yargının vereceği karar, sağlıkta şiddetin her türüne karşı bir emsal teşkil edecektir. Mahkeme başkanı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 1 Nisan tarihine erteledi. Bu dava, sadece bir hemşirenin yargılanması değil, aynı zamanda sağlık sistemindeki ‘merhamet ve profesyonellik’ dengesinin de sınavıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir