MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9791 ▲ %0,02
EURO 53,6243 ▲ %0,50
ALTIN 6.609,99 ▲ %0,85

Valilik, Eski Şişli Başkanının “Çevreci Direniş” İddialarını Çürüttü

İstanbul’da yankı uyandıran bir dava, eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın görevinden uzaklaştırılmasına yol açan “yolsuzluk” iddialarıyla gündemde. Şahan’ın mahkemede dile getirdiği savunma ve Valilik makamıyla yaptığı görüşmeler hakkındaki çarpıcı iddialarına karşı İstanbul Valiliği’nden net bir açıklama geldi. Valilik, eski başkanın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini vurguladı.

Anlaşmazlığın Kökenleri ve Yıllara Yayılan Süreç

Kaptanpaşa Mahallesi’ndeki Bulgar Vakfı’na ait tartışmalı arsa, anlaşmazlığın odak noktası. Hikaye, 2006 yılında Taş Yapı ile Bulgar Vakfı arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle başlıyor. Şirket, bu arsaya devasa bir 72 katlı yapı inşa etme hedefiyle Şişli Belediyesi’nden gerekli izinleri almak üzere harekete geçti. Belediye, 2008’de avan projeyi onayladı. Ancak, işte tam da bu noktada, inşaat ruhsatının “bilinmeyen bir nedenle” 2015 yılına kadar verilmemesi, sürecin tıkanmasına yol açtı. Bu yedi yıllık bekleme, hem yatırımcı hem de arsa sahibi için ciddi bir belirsizlik ve potansiyel mağduriyet yarattı.

Bakanlık Devreye Giriyor: Kat Sayısında Revizyon

İnşaat ruhsatının gecikmesi karşısında şirket, konuyu doğrudan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na taşıdı. Bakanlık, titiz bir incelemenin ardından 14 Nisan 2015 tarihinde projeyi revize ederek kat sayısını 72’den 38’e indirdi ve onayladı. Bu müdahale, şehir planlaması süreçlerinde merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki denetleyici ve düzenleyici rolünü açıkça ortaya koydu. Bakanlık onayının ardından inşaat çalışmaları başlasa da, Şişli Belediyesi bu kez de “çeşitli gerekçelerle” inşaatı engellemeye devam etti. Belediyenin bu tutumu, projenin yasal zeminde ilerlemesini sekteye uğrattı ve yatırımcıyı tekrar şikayetçi olma durumuna itti.

Şişli Belediyesi’nin Engelleme İddiaları ve Hukuki Süreç

Belediye tarafından yaşanan bu engellemeler üzerine, Taş Yapı şirketi İçişleri Bakanlığı, İstanbul Valiliği, Şişli Kaymakamlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı gibi üst düzey kurumlara başvurarak Şişli Belediyesi’nin “keyfî uygulamalarından” şikayetçi oldu. Bu şikayetler, olayın boyutunu yerel bir anlaşmazlığın ötesine taşıyarak ulusal düzeyde bir soruşturmanın fitilini ateşledi. İçişleri Bakanlığı, konuyu derinlemesine incelemek üzere bir mülkiye başmüfettişi görevlendirdi. Eski Belediye Başkanı Şahan ile Vali Davut Gül arasında gerçekleşen görüşme de, işte tam bu soruşturmanın konusu olan Bulgar Vakfı’nın imar haklarının belediye tarafından engellenmesi ve oluşan mağduriyetler çerçevesinde ele alındı. Valilik, bu görüşmenin rutin bir görev icrası olduğunu, Şahan’ın iddia ettiği gibi farklı bir anlam taşımadığını vurguladı.

Valilikten Net Yanıt: “Çevreci Direniş” Algısı Çürütülüyor

Valilik, açıklamasında Şahan’ın yargılama sürecinde kendisini savunurken kullandığı “çevreci direniş” söyleminin gerçekle bağdaşmadığını belirtti. Tüm planlama ve onay süreçlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğü “Özel Proje Alanı” kapsamında, bir ilçe belediyesinin idari tasarrufta bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığını dile getirdi. Yani, belediyenin bu süreçte projeye direnmek gibi bir yetkisi bulunmuyordu. Kayyum atanması öncesindeki dönemde gerçekleşen tüm bu işlemlerin, sonradan atanan kayyum ile ilgisi olmadığı da Valilik tarafından altı çizilen bir başka önemli nokta. Şahan’ın tutuklanmasının ardından kayyum döneminde şirket lehine herhangi bir idari tasarrufta bulunulmadığı, zaten böyle bir yetkinin de olmadığı ifade edildi.

Şehir Planlamasında Şeffaflık ve Hukukun Üstünlüğü

Bu tür davalar, şehir planlamasının hassasiyetini ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Vatandaşlar olarak, kentlerimizin nasıl şekillendiği, inşaat izinlerinin hangi koşullarda verildiği ve bürokratik süreçlerin şeffaflığı bizler için büyük önem taşıyor. Bir arsa üzerinde yıllarca süren bu tür anlaşmazlıklar, sadece ilgili şirketleri veya vakıfları değil, aynı zamanda o bölgede yaşayan insanları, şehir dokusunu ve kamusal güveni de doğrudan etkiliyor. Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, tüm tarafların adil bir şekilde dinlenmesi, şeffaf kararlar alınması ve süreçlerin yasalara uygun ilerlemesi, kamuoyunun devlete olan güvenini pekiştirmenin temelini oluşturuyor.

İstanbul Valiliği, yargı sürecinin devam ettiği bir dosyada, gerçeği yansıtmayan iddialarla kamuoyunu yanıltma girişimlerinin kabul edilemez olduğunu bildirdi. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumu kabullenmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayali senaryolar üzerinden konuyu bulandırma çabasının gerçeği değiştirmeyeceğinin altını çizdi. Vatandaşların, doğruluğu teyit edilmemiş bu tür söylemlere itibar etmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir