Genç Futbolcunun Ölümü: Sıddık Sokak’ta Yaşanan Dram
19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak, genç bir hayatın ansızın son bulduğu acı bir olaya sahne oldu. Rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay ile şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu arasındaki geçmiş bir ilişki ve barışma çabası, trajik bir sonla neticelendi. İddialara göre, Canbay, ayrıldığı eski sevgilisi Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden bir araya gelmek arzusuyla, arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Henüz hayatının baharındaki futbolcu Kubilay Kundakçı, bu barışma girişimi sırasında kurşunların hedefi oldu ve kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşama tutunamadı. Bu olay, bir zamanlar sevgiyle örülü olması beklenen ilişkilerin, ne denli tehlikeli ve yıkıcı sonuçlara yol açabileceğinin hazin bir göstergesi olarak hafızalara kazındı.
Arka Plandaki Gerilim: İlişkilerin Gölgesinde Bir Tuzak
Olayın arka planında, bir ilişkinin sona ermesinin ardından yaşanan karmaşık duyguların ve çaresiz barışma çabalarının yattığı iddia ediliyor. Vahap Canbay’ın, Aleyna Kalaycıoğlu’nu ikna etmek için arkadaşı Kubilay’ı aracı kılması, genç futbolcunun kaderini belirleyen kritik bir an oldu. Kaynaklara göre, Canbay ve beraberindeki arkadaşları, Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önünde beklemeye başladı. Ancak beklenen buluşma yerine, çakarlı lüks araçlarla olay yerine gelen şüphelilerin ani saldırısı her şeyi değiştirdi. Bu saldırı, sadece bir barışma umudunu değil, aynı zamanda masum bir gencin geleceğini de paramparça etti. Böylesi trajik olaylar, bireylerin kendi aralarındaki ihtilafları çözme biçimleri üzerine derin sorular düşündürüyor ve şiddetin çözüm olmadığını bir kez daha acı bir şekilde hatırlatıyor.
Kaderin Ağları: Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun İfadesi
Olayın seyrini değiştiren ve genç Kubilay’ın hayatına mal olan gecenin tanıklarından Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ifadesi, yaşanan dramın katmanlarını gözler önüne serdi. Kadayıfçıoğlu, 18 Mart akşamı Aleyna Kalaycıoğlu’nun misafiri olduğunu, ertesi sabah işe gitmesi için ona kendi aracını verdiğini belirtti. Akşam saatlerinde Aleyna’yı almak için annesinin evine gittiğinde, Aleyna’nın stüdyodaki eşyalarını ve köpeğini almak istediğini söylemesi üzerine harekete geçtiler. Kendi aracının eşyaları taşımak için uygun olmadığını düşünen Kadayıfçıoğlu, babasının şoförü Hüseyin’i arayarak başka bir araçla stüdyo önüne gelmesini istedi. Ancak son anda Aleyna’nın da köpeğini görmek istemesiyle, iki araç halinde stüdyoya doğru yola çıktılar. Kadayıfçıoğlu ve Aleyna öndeki araçta, Hüseyin ve Mustafa ise arkalarındaki araçtaydı. Bu detaylar, kaderin ince bir ağ gibi örüldüğü o geceye dair ürpertici bir tablo çiziyor.
Olay Gecesi: Çatışma ve Ölümcül An
Stüdyonun bulunduğu sokağa girer girmez, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun aracının farları park halindeki bir aracın içini aydınlattı ve içinde 3-4 kişinin olduğunu gördü. Aleyna’nın “aaa bunlar burada daha gitmemişler” sözleri üzerine Kadayıfçıoğlu, bunun daha önce kendisine Aleyna’nın köpeğini almak isteyenler olarak bahsettiği ve hatta polise haber vermeyi önerdiği kişiler olduğunu anladı. Aleyna’nın, araçtakilerin eski sevgilisi Vahap Canbay’ın ekibinden olduğunu ve “Bağcılar çocuğu, dikkatli ol” uyarısını yapmasıyla tedirginlikleri doruğa çıktı. Kadayıfçıoğlu, olası bir tehlikeyi önlemek amacıyla hemen aracından inerek otoparktaki araca doğru yöneldi. Parmağındaki yüzükle camı tıklatmasıyla başlayan olaylar zinciri, saniyeler içinde ölümle sonuçlandı. İddiasına göre, araçtaki şahıs kapıyı sertçe açıp kendisine vurdu. Kendini savunmaya çalışırken belindeki silahı sol elinde tuttuğunu belirten Kadayıfçıoğlu, içerideki şahsın bacaklarının arasında metal parlayan bir cisim görünce silah ya da bıçak olduğu düşüncesine kapıldığını aktardı. Bu boğuşma anında, elindeki silahın bir anda patladığını, kesinlikle ateş etme kastının olmadığını vurguladı. Bir anlık korku ve belirsizlik içinde yaşanan bu trajik olay, genç bir canın yitip gitmesine neden oldu.
Şok ve Kaçış: Sonrası ve Vicdanın Sesi
Silahın patlamasıyla Kadayıfçıoğlu’nun büyük bir şok yaşadığı, kendi silahının mı yoksa başka bir silahın mı patladığını dahi anlayamadığı ifade edildi. Olayın şokuyla bir an önce oradan uzaklaşmak isteyen Kadayıfçıoğlu, kendi aracını kullanamayacağını düşünerek diğer araca geçti; yanında Aleyna da büyük bir panik içindeydi. Olay yerinden ayrıldıktan sonra babasına ulaşmak istediyse de, babasının İngiltere yolunda uçakta olması nedeniyle ona erişemedi. Olayın bir kaza sonucu meydana geldiğini düşündüğü için polise gittiğinde kendini ifade edememekten korktuğunu ve bu yüzden ihbarda bulunmadığını söyledi. Çareyi babasının amcasının oğlu Metin Kadayıfçıoğlu’nun yanında bulduğunu, ona olayın detaylarını anlatamasa da bir olaya karıştığını dile getirdiğini belirtti. Bu anlar, bir insanın beklenmedik bir felaketle yüzleştiğinde yaşadığı korku, şaşkınlık ve kaçış içgüdüsünün acı bir tablosunu çiziyor. Genç bir hayatın yitimiyle Kadayıfçıoğlu’nun da hayatının geri dönülmez bir şekilde değiştiği ortadaydı.
Yasal Süreç ve Hukukun Gölgesinde Sarsılan Hayatlar
Metin Kadayıfçıoğlu’nun yardımıyla Avrupa Yakası’na geçen Alaattin Kadayıfçıoğlu, daha sonra polisler tarafından yakalanarak gözaltına alındı. İfadesinde, olayda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı için derin üzüntü duyduğunu, böyle bir olayın yaşanmasını asla istemediğini dile getirdi. Kendisinin eğitimli ve kültürlü bir insan olduğunu, böyle bir şiddet olayına karışacak yapıda olmadığını savundu. Olay yerine sadece kendi aracını ve kız arkadaşının eşyalarıyla köpeğini almak için gittiğini belirtti. Araçtaki şahısları görünce tedirgin olduğunu, ailelerinde daha önce de acı bir kayıp yaşadıkları için güvenlik endişesi taşıdığını ve herhangi bir tatsızlığı önlemek amacıyla konuşmak için yaklaştığını söyledi. Ancak kapının sertçe açılması ve itilmesiyle başlayan mücadelede, kendini savunma maksadıyla refleksle hareket ettiğini ve silahın o anda ateş aldığını iddia etti. Yaşananların tamamen spontane geliştiğini, korku ve panikle olay yerinden uzaklaştığını vurguladı. Şimdi adli makamların bu karmaşık olayı aydınlatma görevi var. Bu trajik olay, sadece Kubilay Kundakçı’nın ailesini değil, tüm olaya karışanların ve tanıkların hayatlarını da derinden sarsarken, adalet arayışı devam ediyor. Genç bir futbolcunun hayalleriyle birlikte toprağa düşmesi, toplumun vicdanında derin bir yara açtı.






