Kocaeli’nin sanayi ve ticaret nabzının attığı kadar hukuk dünyasının da yoğun mesai harcadığı Kocaeli Adliyesi, bugün siyasetin iki keskin isminin yargı önündeki hesaplaşmasına ev sahipliği yaptı. Eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz tarafından, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ aleyhine açılan ‘Tehdit’ davasının ilk duruşması, şehrin hukuki yükünü omuzlayan önemli mercilerden biri olan Kocaeli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Olayın temeli, 2024 yılında gerçekleşen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Berna Sultan Osmanoğlu’nun düğün merasimine dayanıyor.
Siyasi Polemik Yargı Koridorlarına Taşındı
Dava konusu olay, Şevki Yılmaz’ın bahsi geçen düğünde Osmanlı Hanedanı’nın sürgün edilmesine atıfta bulunarak kullandığı ‘Osmanlı’yı süren soysuzları lanetliyorum’ ifadeleriyle fitillenmişti. Bu sözlere sosyal medya üzerinden sert bir karşılık veren Ümit Özdağ, Yılmaz’ı Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk’e hakaret etmekle suçlamıştı. Özdağ’ın ‘Sana soylunun soysuzun kim olduğunu gösteririm’ şeklindeki çıkışı, Yılmaz tarafından ‘tehdit’ olarak nitelendirilmiş ve yargıya taşınmıştı. Bugün görülen duruşmada savunmasını yapan Özdağ, ifadelerinin bir tehdit değil, bir siyaset bilimi profesörü olarak tarihi gerçekleri tartışma daveti olduğunu vurguladı.
Hukuki Süreç ve Kocaeli’nin Adli Yapısı
Davanın görüldüğü Kocaeli ili, yaklaşık 2 milyonluk nüfusu ve stratejik konumuyla Türkiye’nin en yoğun adli takvimlerinden birine sahiptir. Türk yargı sisteminde Asliye Ceza Mahkemeleri, on yıla kadar hapis cezası öngörülen dava dosyalarını karara bağlamakla yükümlüdür. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 106. maddesi uyarınca görülen ‘tehdit’ davalarında, sanığın kastı ve ifadenin karşı tarafta yarattığı korku düzeyi titizlikle incelenir. Bu tür siyasi davalarda genellikle tarafların delilleri toplanır, tanıklar dinlenir ve ardından Cumhuriyet Savcısı tarafından esas hakkındaki mütalaa hazırlanır. Mahkeme heyeti, Özdağ davasında da mütalaanın hazırlanması amacıyla dosyayı nisan ayına erteleyerek süreci devam ettirme kararı aldı.
Duruşma çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, asıl yargılanması gerekenin kurucu değerlere hakaret eden zihniyet olduğunu savundu. Toplumsal huzurun korunması adına bu tür davalar, sadece iki siyasi figür arasındaki bir sürtüşme değil, aynı zamanda ifade özgürlüğü ile hakaret/tehdit arasındaki ince çizginin hukuk eliyle belirlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de adli süreçler, davanın mahiyetine göre bilirkişi raporları ve sosyal medya incelemeleriyle derinleştirilerek karara bağlanmaktadır.






