Sofradaki Proteine Ulaşmak Neden İmkansız Hale Geldi?
Dar gelirli vatandaşın evine kırmızı et sokması uzun süredir hayal olmuşken, tek protein kaynağı olarak kalan beyaz et sektöründe de dönen kirli oyunlar deşifre edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan haksız fiyat artışı ve piyasa manipülasyonu soruşturmasında yeni bir safhaya geçildi. Sofrasındaki tavuğun fiyatının neden her gün değiştiğini anlamayan ve bütçesi sarsılan vatandaş için adli süreç nihayet başladı.
Dev Operasyonun Düğmesine Basıldı: 29 Gözaltı
Sağlıklı beslenmenin temel şartı olan proteine ulaşamayan milyonlarca insan, özellikle çocukların gelişimi ve hastaların iyileşme süreçleri için beyaz ete muhtaç kalmış durumda. Semt pazarlarında ve market raflarında fahiş fiyatlarla karşılaşan tüketiciler, bu durumun arkasında organize bir yapı olup olmadığını uzun süredir sorguluyordu. Savcılığın yürüttüğü titiz çalışma, fiyatlama süreçlerine müdahale eden ve serbest piyasa düzenini bozarak halk sağlığını dolaylı yoldan tehdit eden aktörleri mercek altına aldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği eş zamanlı operasyonlarda, beyaz et sektörünün önde gelen firmalarında görev yapan ve piyasayı manipüle ettiği iddia edilen isimler tek tek toplandı. Hakkında gözaltı kararı verilen 32 zanlıdan 29’u yakalanarak emniyete götürüldü. Emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin ardından yoğun güvenlik önlemleri altında sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, adalete hesap vermek üzere Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
Mahkemeden Çıkan Karar Vatandaşı Memnun Etti mi?
Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 29 şüpheli hakkında mahkeme kararını verdi. Şüphelilerin tamamı adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı. Ancak bu durum kamuoyunda ve sokaktaki vatandaşta derin bir yankı uyandırdı. Fiyatların kalıcı olarak düşmesini bekleyen vatandaşlar, denetimlerin daha da sıkılaştırılmasını ve piyasadaki bu tekelci yapının tamamen çökertilmesini talep ediyor.
Gıda güvenliği ve ucuz gıdaya erişim sadece bir ekonomi meselesi değil, doğrudan bir halk sağlığı konusudur. Bu kartellerin üzerine kararlılıkla gidilmesi, dar gelirli ailelerin beslenme yetersizliği kaynaklı sağlık sorunları yaşamasının önüne geçilmesi adına en kritik adım olarak görülüyor.
Kaynak: Hürriyet






