Üst Üste Gelen Okul Saldırıları Toplumu Derinden Sarstı
Türkiye son 48 saat içerisinde eğitim yuvalarından gelen iki korkunç saldırı haberiyle sarsıldı. Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrencinin pompalı tüfekle dehşet saçması, ardından Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin Ayşel Çalık Ortaokulu’nu kana bulaması, tüm ülkeyi yasa boğdu. Kahramanmaraş’taki olayda 9 kişi hayatını kaybederken, 6’sı ağır 13 kişinin tedavisi devam ediyor. Her iki olayda da saldırganların kendi yaşamlarına son vermesi, olayın arka planındaki karanlık tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Dijital Kanallar ve Ruhsatsız Silahlanma Krizi
Peki, henüz çocuk yaştaki bu bireyler bu kadar ağır silahlara nasıl bu kadar kolay erişebiliyor? Uzmanlar, özellikle denetimi oldukça güç olan Telegram gibi platformlardaki yasa dışı gruplara dikkat çekiyor. Bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu grupların artık sadece zararlı içerik değil, doğrudan silah ticareti için bir merkez haline geldiğini vurguluyor. Saha verilerine göre Türkiye’deki her 10 silahtan yaklaşık 9’unun ruhsatsız olması, meselenin artık sadece bireysel bir hata değil, bir halk sağlığı ve milli güvenlik sorunu olduğunu kanıtlıyor. Özellikle emekli bir emniyet mensubunun oğlu olan Kahramanmaraş’taki saldırganın, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okula girebilmesi, evlerdeki denetimsizliğin ne derece vahim olduğunu gösteriyor.
Çocuklar Bu Saldırıların Sinyallerini Önceden Veriyor Mu?
Yaşanan bu trajedilerin ardından en çok merak edilen konu ise saldırganların psikolojik durumları. Uzman Psikolog Aynur Sayım, bu tür uç eylemleri gerçekleştiren çocukların aslında çevrelerine çok önceden sinyaller verdiğini belirtiyor. Akran zorbalığına maruz kalma, sosyal izolasyon, hayvanlara zarar verme eğilimi ve yoğun öfke patlamaları, yaklaşan tehlikenin en somut belirtileri arasında yer alıyor. Siverek’teki saldırganın olaydan önce sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar, bu planların aslında sessizce değil, bazen haykırılarak duyurulduğunu ortaya koyuyor. Sayım’a göre, bir olayın medyada çok detaylı işlenmesi ve görsellerin paylaşılması, risk grubundaki diğer çocuklarda bir ‘modelleme’ ve cesaretlenme etkisi yaratarak yeni saldırıları tetikleyebiliyor.
Eğitim Sisteminde ‘Barış Kültürü’ Eksikliği
Okullardaki şiddet sarmalını değerlendiren eğitim psikologları, mevcut sistemin sadece akademik başarıya odaklandığını, insani değerler ve çatışma yönetimi konusunda yetersiz kaldığını savunuyor. Prof. Dr. Abbas Türnüklü, çocuklara matematik ve fizik öğretilirken, farklılıklarla nasıl bir arada yaşanacağının ve sorunların diyalogla nasıl çözüleceğinin anlatılmadığına dikkat çekiyor. İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi ve sonrasında yaşanan bu iki büyük baskın, okullarda koruyucu ve önleyici psikolojik hizmetlerin bir tercih değil, acil bir zorunluluk olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Eğer çocuklarımız kendilerini değerli ve güvende hissetmezlerse, ne yazık ki şiddeti tek çözüm yolu olarak görmeye devam edecekler.






