MENÜ
15 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,2826 ▲ %0,02
EURO 53,7937 ▲ %0,42
ALTIN 6.484,41 ▲ %3,30

Tokat’ta Deprem Endişesi: Bilimin Sesine Kulak Vermek Neden Şart?

Doğa olayları karşısında insanlığın kadim endişesi, özellikle sarsıntılarla kendini gösteren depremlerle birlikte, bir kez daha toplumsal belleğimizin merkezine oturuyor. Tokat ve çevresi son günlerde yaşanan 5.5 büyüklüğündeki depremle sarsılırken, fısıltı gazetesi misali yayılan asılsız bilgiler, bilimsel gerçeklerin önüne geçerek yersiz bir telaşa kapı aralayabiliyor. Tam da bu noktada, jeoloji biliminin soğukkanlı sesi, Prof. Dr. Fikret Koçbulut’un açıklamalarıyla yankılanıyor ve bizi, paniğin sis perdesini aralayarak rasyonel bir perspektife davet ediyor.

Geçmişten Bugüne Fay Hattı Gerçekleri

Prof. Dr. Koçbulut, geçtiğimiz gece yaşanan depremin, sıkça atıfta bulunulan 1942 Niksar depremiyle doğrudan bir bağlantısı olmadığını net bir dille ifade ediyor. Bu sarsıntı, AFAD’ın tespitlerine göre Niksar havzasının kuzey kenarını sınırlayan ve 1942 kırığının hemen kuzeyinde yer alan parçalı bir hat üzerinde vuku bulmuştur. Pınarbeyli köyü civarında meydana gelen bu olayın, eski ve büyük kırık hattından bağımsız bir jeolojik aktivite olduğu vurgulanıyor. Fayların normal bileşeni ve havzaya doğru ilerleme karakteristiği, bölgedeki tektonik yapının karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, her sarsıntının, tarihteki büyük depremlerin bir habercisi olduğu düşüncesinin bilimsel dayanağını zayıflatmaktadır. Toplum olarak her depremi büyük bir felaketin öncüsü olarak görme eğilimimiz, bilimsel verilerle sınanmalı, jeolojik süreçlerin kendine has ritmini anlamaya çalışmalıyız.

Bölgenin sismik geçmişi incelendiğinde, bu tür spekülasyonların neden yersiz olduğu daha iyi anlaşılıyor. 1939 Büyük Erzincan depremi, 360 kilometrelik devasa bir yüzey kırığı yaratmış, ardından 1942’de Niksar-Erbaa arasındaki 40 kilometrelik segment kırılmış ve 1943’te Ladik-Tosya hattı 280 kilometre boyunca hareketlenmiştir. Bu, bölgedeki ana fay hatlarının büyük ölçüde enerji boşalttığı anlamına gelmektedir. Prof. Koçbulut’un belirttiği gibi, 1942 kırığı üzerinde yaklaşık 80 yıldır geçen sürede, 7 büyüklüğünde bir deprem için gerekli stres birikiminin imkansız olduğu bilimsel bir gerçektir. Zira, 2006-2009 yılları arasındaki DPT projesinin bulguları, bu bölgedeki 7 ve üzeri büyüklükteki depremlerin tekrarlanma aralığının 200 yıl civarında olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, mevcut fay hatlarında yakın gelecekte yıkıcı bir büyük deprem beklentisi, bilimsel verilerle desteklenmemektedir. Yalnızca Niksar havzasının güneyindeki Esenyçay fayı üzerinde bir gerilim olabileceği ihtimali dile getirilse de, bunun da 7 büyüklüğünü aşacak bir potansiyele sahip olmadığı değerlendirilmektedir.

Bilgi Kirliliği ve Toplumsal Panik

Depremler gibi belirsizlik içeren doğal olaylar, insan psikolojisi üzerinde derin etkiler bırakırken, bilgi kirliliği ve asılsız söylentiler bu etkiyi katlayarak toplumsal paniğe yol açabilir. Prof. Koçbulut’un kendi deneyimi, bu durumu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Niksar’da bizzat depremi yaşayan bir bilim insanı olarak, 5.5 büyüklüğündeki sarsıntıya rağmen aşırı bir telaş veya panik görmediğini belirtmesi, abartılı haberlerin ve sosyal medyada dolaşan spekülasyonların yarattığı algının gerçeklikten ne kadar uzak olabileceğini gösteriyor. Kendi ifadesiyle, “bundan sonrakilerin en büyük artçısı 4.5 olur” öngörüsü, bilimin sakin ve deneyime dayalı öngörüsünü yansıtıyor. Bu durum, bireylerin ve toplumun, karşılaştıkları her türlü bilgiye eleştirel bir yaklaşımla, özellikle de yetkili ve güvenilir kurumların açıklamalarına itibar etme zorunluluğunu ortaya koyuyor. AFAD gibi resmi kurumların sağladığı veriler, bilgi kirliliğinin panik atmosferini dağıtmak ve toplumsal dayanıklılığı artırmak adına hayati bir öneme sahiptir. Aksi takdirde, korkunun mantığın önüne geçmesi, sadece gereksiz endişeye değil, aynı zamanda doğru önlemlerin alınmasını engelleyen bir atalete de neden olabilir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir