MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9795 ▲ %0,02
EURO 53,5436 ▲ %0,30
ALTIN 6.626,49 ▲ %1,10

Sosyete Boşanmasında DNA Krizi: 30 Milyonluk Şok İddia

30 Milyon Liralık Tazminat ve DNA Bilmecesi

Türkiye’nin cemiyet hayatını yakından ilgilendiren ve magazin gündemine bomba gibi düşen boşanma davasında sular durulmuyor. İş insanı Alp Göbeklioğlu’nun, kızının kendi biyolojik çocuğu olmadığını iddia ederek açtığı 30 milyon liralık tazminat davası, yargı sürecinde yeni bir boyut kazandı. Yurt dışında yaptırıldığı öne sürülen DNA testi sonuçlarına dayandırılan bu ağır iddia, eşi Aysel Göbeklioğlu tarafından sert bir dille yalanlandı. Dava dosyasına giren son detaylar, aile hukuku ve delil niteliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Yurt Dışından Gelen Testin Güvenirliği Sorgulanıyor

Aysel Göbeklioğlu’nun avukatı Seçkin Deniz Değer aracılığıyla mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde, söz konusu DNA testinin hiçbir resmi geçerliliğinin bulunmadığı vurgulandı. Savunma tarafı, Türkiye’de Adli Tıp Kurumu gibi son derece güvenilir ve denetlenebilir kurumlar varken, yurt dışından alınan ve kim tarafından yapıldığı dahi belirsiz olan bir kağıt parçasına dayanılmasını “hayatın olağan akışına aykırı” olarak nitelendirdi. Dilekçede, fotoğraf şeklinde sunulan belgenin kurumsal bir onay taşımadığı ve müvekkilin kişilik haklarına saldırı amacı taşıdığı belirtildi.

Maddi ve Manevi Yıkım İddiası

Davacı taraf olan Alp Göbeklioğlu ise dilekçesinde, gerçeği öğrendiğinde kızıyla birlikte büyük bir şok yaşadığını, psikolojik olarak sarsıldığını ifade etmişti. 30 milyon lira manevi tazminatın yanı sıra aylık 30 bin lira nafaka talebinde bulunan iş insanı, bu durumun kendisinde yarattığı manevi çöküntünün telafi edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak karşı taraf, bu davanın aslında Aysel Göbeklioğlu’nun daha önce açtığı “zina” temelli boşanma davasını gölgelemek ve maddi yükümlülüklerden kaçmak için kurgulanmış bir strateji olduğunu iddia ediyor.

Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?

Türk Medeni Kanunu çerçevesinde bu tür davalarda mahkemenin izleyeceği yol oldukça net. Özel laboratuvarlarda veya yurt dışında yaptırılan testler genellikle mahkemeler tarafından kesin delil olarak kabul edilmiyor. Yargılama sürecinde mahkemenin, tarafları ve çocuğu tam teşekküllü bir devlet hastanesine veya Adli Tıp Kurumu’na sevk ederek resmi DNA profilini çıkarması bekleniyor. 30 milyon liralık tazminat talebinin kaderini, bu resmi rapor ve tarafların sadakat yükümlülüğüne dair sunulacak diğer kanıtlar belirleyecek. Sosyetenin gözü kulağı şimdi mahkemeden çıkacak ara karara kilitlenmiş durumda.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir