Hatalı Park mı İhmal Zinciri mi?
Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde gece yarısı yankılanan siren sesleri, bir trajedinin değil, adeta göz göre göre gelen bir sonun habercisiydi. Naime Aydın, 89 yaşında evinde fenalaştığında saniyelerle yarışılıyordu. Ancak o saniyeler, Kanıcak Sokak’ın dar boğazına park edilmiş araçların arasında eriyip gitti. 112 ekipleri oradaydı, ekipmanları tamdı ama yol kapalıydı. Peki, bir sokağı ambulans giremez hale getiren bu kuralsızlık kimin eseri? Bu meseleyi sadece ‘yanlış park’ diyerek geçiştirmek, asıl sorumluları gizlemekten başka bir işe yaramaz.
Saniyelerin Bedeli: Sedyeyle Gelen Ölüm
Olayın detaylarına derinlemesine baktığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça karanlık. Gece saat 01.30 sularında kalbi durma noktasına gelen Aydın için çağrılan ambulans, sokağın girişinde çaresiz kaldı. Görgü tanıklarının ‘çift sıra, hatta bazen üç sıra park yapılıyor’ dediği bu noktada, sağlık personeli hastayı sedyeyle metrelerce taşımak zorunda kaldı. Tıbbi müdahale ancak hastayı ambulansa ulaştırdıklarında yapılabildi ama maalesef çok geçti. Burada asıl sormamız gereken soru şu: Yerel yönetimler ve denetim mekanizmaları bu kronikleşmiş park sorununa neden göz yumuyor? Bu sadece bir trafik ihlali mi yoksa kentsel bir cinayet mi?
Denetimsizliğin Bedelini Vatandaş Ödüyor
Mahalle sakinlerinden Selman Tüfekçi’nin feryadı aslında her şeyi özetliyor. İtfaiyenin bile girmekte zorlandığı bu sokaklarda yaşam alanı değil, adeta birer tuzak inşa edilmiş durumda. Araç sahibine ulaşılana kadar kaybedilen o altın değerindeki dakikalar, Naime Aydın’ın son nefesi oldu. Şehir plancıları ve yerel yönetimlerin ‘dar sokak’ gerçeğini görmezden gelerek otopark sorununu kalıcı olarak çözmemesi, her gün binlerce insanı benzer bir riskle karşı karşıya bırakıyor. Kanıcak Sokak’ta yaşanan bu olay, Türkiye’nin pek çok noktasında sessizce bekleyen büyük bir krizin sadece bir yansımasıdır.
Arka Plandaki Büyük Sorun: Şehir Kimin İçin?
Bu olay, Ordu’ya gönderilen bir cenazeden çok daha fazlasını ifade ediyor. Sokaklarımızı otomobillere teslim ederken, insan hayatını kaçıncı sıraya koyuyoruz? Hatalı park yapan sürücü bireysel olarak suçlu olsa da, o aracın oraya çekilmesine zemin hazırlayan, denetim yapmayan ve alternatif sunmayan sistem asıl faildir. Ambulansın giremediği her sokak, potansiyel bir suç mahallidir. Naime Aydın’ın vefatı, sistemdeki bu büyük çatlağı bir kez daha yüzümüze çarptı. Yarın başka bir mahallede, başka bir dar sokakta aynı senaryonun yaşanmayacağının garantisini kim verebilir? Yetkililerin ‘inceliyoruz’ açıklamalarının ötesine geçip, sokağa hakim olması gereken otorite nerede?






