Türkiye’nin sert iklimiyle bilinen kalbi Sivas, son yılların en yoğun kar yağışına sahne olan kış mevsiminin ardından, şimdi de doğanın kontrolsüz gücüyle imtihan ediliyor. Baharın gelişiyle birlikte yükselen termometreler, dağlarda ve ovalarda biriken devasa kar kütlelerini hızla eriterek akarsuların yataklarından taşmasına neden oldu. Bu ani ısınma, sadece tarım arazilerini değil, bölgenin en önemli simgelerinden biri olan Kangal köpeklerini de doğrudan tehdit eden bir krize dönüştü. Kent merkezine 18 kilometre mesafedeki Çukurbelen köyü, doğanın bu amansız değişiminden en ağır darbeyi alan bölgelerin başında geliyor.
Anadolu’nun Mirası Sular Altında: Tahliye Seferberliği
Bölgede yıllardır büyük bir emekle Kangal köpeği yetiştiriciliği yapan Cahit Akgül’ün tesisi, eriyen kar sularının getirdiği taşkınlarla adeta bir göle dönüştü. Yaklaşık 80 köpeğin bulunduğu çiftlikte, su seviyesinin aniden yükselmesiyle birlikte bir can pazarı yaşandı. Özellikle fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış yavruların hayatta kalabilmesi için büyük bir seferberlik başlatıldı. Yetiştirici Akgül ve ekibi, sel sularının kapladığı yuvalardan çıkardıkları yaklaşık 40 köpeği, çevredeki yüksek noktalara ve elektrik direklerine bağlayarak güvence altına aldı. Akgül’ün, “Bu kadim ırkı elimizden geldiği kadar korumaya çalışıyoruz” sözleri, Anadolu’nun bu asil koruyucularının karşı karşıya kaldığı çaresizliği gözler önüne seriyor.
İklim Krizi ve Kontrolsüz Isınmanın Toplumsal Etkileri
Uzmanlar, Sivas’ta yaşanan bu tabloyu klasik bir mevsimsel olaydan ziyade, iklim krizinin yerel ölçekteki yıkıcı bir yansıması olarak nitelendiriyor. Toprağın henüz donmuş haldeyken ani bir ısınmayla karşılaşması, suyun emilimini imkansız kılıp doğrudan yüzeysel akışa geçmesine ve dolayısıyla yıkıcı taşkınlara yol açıyor. Bu durumun sadece hayvancılığı değil, bölgedeki ekosistemi ve tarımsal sürdürülebilirliği de orta vadede tehdit etmesi bekleniyor. Kangal köpekleri gibi kültürel miras niteliğindeki değerlerin korunması için, üretim tesislerinin altyapı projelerinde ‘afet dirençli’ modellerin uygulanması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Çukurbelen’de yaşanan bu olay, doğanın dengesi bozulduğunda sadece insanların değil, bölgenin tüm canlı varlıklarının ne denli büyük bir risk altında olduğunu bir kez daha kanıtladı.






