Barışın ve Mizahın Sesi Mezarı Başında Anıldı
Bazı insanlar vardır ki, gidişleriyle sadece bir aileyi değil, koca bir coğrafyanın ruhunu eksik bırakırlar. Sırrı Süreyya Önder, o nev-i şahsına münhasır kişiliğiyle tam da böyle bir isimdi. Aradan geçen koca bir yılın ardından dostları, ailesi ve sevenleri, onun o umut dolu bakışlarını ve hiç eksilmeyen barış inancını bir kez daha yâd etmek için toplandı. Yağmurlu hava, sanki onun gidişine hala alışamayanların birer sessiz gözyaşı gibi tören alanına eşlik ediyordu.
“Sözü Söz Etmek” Bir Miras Kaldı
Anma töreninde söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sırrı Süreyya’nın siyaset üstü duruşuna ve insani derinliğine dikkat çekti. “Bunca acıya rağmen hala gülebilmek, karşıdakini şaşırtacak kadar umutlu kalabilmek onun en büyük gücüydü” diyen Bakırhan, Anadolu’nun o kadim tabirine atıfta bulundu: Sözü söz etmek. Sırrı Süreyya, sadece konuşan değil, söylediği her kelimenin ağırlığını hayatıyla taşıyan, barışı sadece dileyen değil, onu her türlü baskıya rağmen ilmek ilmek dokuyan bir mimardı. Onun en zor zamanlarda bile sergilediği o sarsılmaz duruş, bugün hala pek çok kişi için bir yol gösterici niteliğinde.
Pervin Buldan: Onurlu Bir Barış Sözü Verdik
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan’ın konuşmasında ise hüzün ve kararlılık bir aradaydı. Buldan, Önder’in toplumun her kesiminde bıraktığı derin izlere değinirken, milyonlarca insanın kalbinde hala aynı yasın taze olduğunu vurguladı. “Bize kalıcı ve onurlu bir barış mirası bıraktın” diyen Buldan, onun en büyük hayali olan o huzur dolu günlerin bir gün mutlaka geleceğine dair mezarı başında bir kez daha ant içti. Onun sadece esprileriyle veya sinemacı kimliğiyle değil, sarsılmaz cesaretiyle de bir ekol olduğunu hatırlatan Buldan, bu mücadelenin asla yarım kalmayacağının altını çizdi.
Kozalaklar ve Yarım Kalan Hikâyeler
Törenin en yürek burkan anları ise kızı Ceren Önder Kandemir’in babasına hitaben yaptığı konuşmaydı. Bir evladın babasına duyduğu o derin hasret, torunu Can’ın dedesinin mezarı başında topladığı kozalaklarla somutlaştı. Ceren’in, babasının kendi sesinden dinlettiği Kahtalı Mıçe şiiri mezarlıkta yankılanırken, orada bulunan herkes sadece bir siyasetçiyi değil, bir babayı, bir dostu ve bir halkın sesini uğurlamanın ağırlığını hissetti. Sırrı Süreyya Önder, arkasında sadece siyasi bir külliyat değil, sevgiyle örülmüş sarsılmaz bir aile bağı ve milyonlarca yoldaş bıraktı. Bugün o mezarın başında verilen sözler, sadece bir anma değil, onun hayatı boyunca hayalini kurduğu o kardeşlik sofrasını bir gün mutlaka kurma iradesiydi.






