MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9711 ▲ %0,00
EURO 53,6073 ▲ %0,47
ALTIN 6.630,24 ▲ %1,16

Sırp Genç Kızın Kesilecek Ayağını Türk Hekimler Kurtardı

Modern dünyanın en sinsi ve yaygın kronik rahatsızlıklarından biri olan diyabet, sadece kandaki şeker değerlerinden ibaret değil; bazen bir insanın dünyayı adımlama özgürlüğünü elinden alacak kadar acımasız bir ‘sessiz hırsız’ olarak karşımıza çıkabiliyor. 26 yaşındaki Sırbistan vatandaşı Lejla Gusinjac, yıllardır mücadele ettiği kontrolsüz diyabetin vücudunda bıraktığı o derin ve hissiz boşluğun bedelini neredeyse tüm hayatıyla ödemek üzereydi. İki yıl önce talihsiz bir şekilde merdivenlerden düşen genç kadın, vücudunun en temel alarm mekanizması olan ağrı sinyallerinin diyabet pençesinde susması nedeniyle, ayağındaki ağır kırığı fark edemedi. Acıyı duymayan Lejla, her adımında felakete biraz daha yürüdü.

Diyabetik Nöropati: Sessiz Kırıkların Anatomisi ve Riskler

Tıp literatüründe diyabetik nöropati olarak tanımlanan sinir hasarı, yüksek kan şekerinin uzun vadede sinir liflerini tahrip etmesiyle ortaya çıkar. Bu durum, hastaların yaralanmaları, yanıkları veya ciddi kemik hasarlarını hissetmemesine yol açarak ufak sorunların ampütasyon seviyesine ulaşmasına zemin hazırlar. Gusinjac vakasında da tam olarak bu trajik süreç işledi. Topuk kemiğinde (kalkaneus) meydana gelen ve müdahale edilmeyen kırık, üzerine basılmaya devam edildikçe ayağın anatomik yapısını yerle bir etti. Sırbistan’daki doktorların “Bu ayak artık çürümüş, dizine kadar kesilmesi gerekiyor” teşhisi, genç bir kadın için adeta bir yaşam sonu ilanıydı. Ancak kaderin rotası, modern tıbbın mahir ellerinin bulunduğu Türkiye’ye kırıldı.

Türkiye, son yirmi yılda sadece bölgesel değil, küresel bir sağlık turizmi merkezi haline gelmiştir. Özellikle ortopedi ve travmatoloji alanında uygulanan ‘ekstremite koruyucu cerrahi’ teknikleri, Avrupa ve Balkanlar’da ‘çözümsüz’ kabul edilen vakalar için son sığınak işlevi görmektedir. Türkiye’deki sağlık protokolleri, Sağlık Bakanlığı’nın sıkı denetimi ve uluslararası akreditasyon standartları çerçevesinde yürütülür. Bu süreçlerde adli ve tıbbi sorumluluklar, hastanın her aşamada bilgilendirildiği şeffaf bir onam süreciyle desteklenir. Lejla’nın hikayesi de bu yüksek standartlı tıbbi disiplinin bir meyvesidir.

Özel Kurtarma Cerrahisi: Topuk Kemiğinin Yeniden İnşası

Doç. Dr. Bilgehan Çatal ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyon, kelimenin tam anlamıyla bir mühendislik harikasıydı. Ameliyat sırasında sadece mevcut deformasyon düzeltilmedi; aynı zamanda hastanın kendi kalça kemiğinden alınan kemik greftleri kullanılarak topuk kemiği adeta yeniden inşa edildi. Tıbbi terminolojide ‘kurtarma cerrahisi’ olarak bilinen bu işlem, hastanın anatomik bütünlüğünü korurken, normale en yakın basış açısını sağlamayı hedefler. Bu tür operasyonlar, sadece teknik beceri değil, aynı zamanda uzun bir rehabilitasyon ve takip süreci gerektiren, multidisipliner bir başarıdır.

“Ayağımın kesileceği söylendiğinde hayatımın bittiğini, dünyamın karardığını hissettim,” diyen Lejla Gusinjac, ameliyat sonrası ayağının kurtulduğunu öğrendiği anı bir ‘yeniden doğuş’ olarak nitelendiriyor. Doç. Dr. Çatal’ın da vurguladığı üzere, diyabet hastalarının en küçük bir ayak travmasını dahi hayati önemde görmesi gerekiyor. Toplumsal farkındalığın artırılması, bu tür ampütasyon risklerini minimize etmek adına en az cerrahi kadar değerlidir. Türkiye’nin tıp alanındaki bu başarısı, Balkanlar’dan gelen bir genç kadına sadece sağlığını değil, geleceğe umutla yürüme yetisini de geri verdi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir