MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9822 ▲ %0,02
EURO 53,5221 ▲ %0,31
ALTIN 6.599,09 ▲ %0,69

Sınıflar Kan Gölüne Döndü: Çocuklar Neden Katil Oluyor?

Sınıf Sıralarından Kan Damlıyor

Okullarımız artık birer eğitim yuvası değil, Amerikan kâbusunun Türkiye şubesi haline gelmiş birer infaz alanına evrildi. Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş; sadece iki gün içinde bir öğretmen ve sekiz pırıl pırıl çocuk, birer istatistik verisine dönüştürüldü. Toplum olarak izlemekle yetindiğimiz bu şiddet sarmalı, artık kapımızın eşiğini değil, çocuklarımızın kalem tutan ellerini hedef alıyor. Bu bir asayiş sorunu değil, bu toplumsal bir çürümenin anatomisidir.

Narsizmin Patolojik Patlaması: Çocukerkil Düzen

Türk Pediatri Kurumu üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün’ün teşhisi, aslında yıllardır göz yumduğumuz bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Çocukerkil bir dönemin kurbanlarıyız. Ebeveynlerin çocuklarını dünyanın merkezi sanarak büyütmesi, sınır tanımayan, empati yoksunu ve narsist bir nesil yarattı. Narsisizm bir miktar her insanda bulunur ancak bu sistem, o narsisizmi kartopu gibi büyüterek patolojik bir boyuta, oradan da gerçeklik algısının koptuğu psikoz aşamasına taşıyor. Kendi küçük dünyasında ‘her şeyin sahibi’ olduğunu sanan bir çocuk, hayır cevabını aldığında veya reddedildiğinde eline silah alıp sınıfa girecek kadar gerçeklikten kopabiliyor.

TÜİK Verileri: Suç Artık Çocuk Oyuncağı

Rakamlar yalan söylemez ama can yakar. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur’un paylaştığı TÜİK verileri, uçurumun kenarında olduğumuzu kanıtlıyor. 2024 yılında suça sürüklenen çocuk oranındaki yüzde 13.3’lük artış, sadece bir sayısal veri değildir; bu, sokağa çıkan, okula giden her on çocuktan birinin suça karışma potansiyelinin ya da mağduriyetinin tescilidir. Şiddet, bu toprakların genetiğine bir kanser gibi işleniyor ve biz sadece sonuçları tartışıyoruz. Nedenleri görmezden geldiğimiz her gün, bir başka sınıfın tahtasına kan sıçramasına zemin hazırlıyoruz.

Kökten Çözüm mü, Yoksa Daha Fazla Cenaze mi?

Bu vahşet sahneleri karşısında ‘münferit olay’ masallarına sığınmayı bırakmalıyız. Okullardaki güvenlik önlemlerini artırmak, metal detektörleri koymak sadece semptomları tedavi etmektir; hastalığı değil. Asıl mesele, çocukların ruh sağlığını paramparça eden bu dijital ve sosyal ekosistemi sorgulamaktır. Şiddeti kutsayan diziler, sınır çizemeyen aileler ve çocukları birer sınav makinesine indirgeyen eğitim sistemi, bu cinnetin ana sponsorlarıdır. Eğer bu narsist döngü kırılmazsa, yarın sabah başka bir okuldan gelecek haber sadece bir zaman meselesidir. Türkiye’nin geleceği, sınıflarda değil, adliye koridorlarında ve morglarda şekillenmeye başladı. Bu gidişata ‘dur’ demeyen herkes, o tetiği çeken elin gizli ortağıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir