MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Sınıfın Yarısı Gitti: Kahramanmaraş’ta Kan Ağlatan Veda

Geleceğimizden Koparılan Dokuz Can

Kahramanmaraş’ta meydana gelen o karanlık saldırının ardından bugün sadece cenazeler değil, bir neslin güven duygusu toprağa verildi. Beşinci sınıfın henüz 11 yaşındaki sekiz fidanı ve onlara siper olan bir öğretmen… Verilerde sadece birer isim olarak geçen bu çocuklar, aslında bir toplumun en büyük sermayesi olan geleceğidir. Yusuf Tarık Gül, Furkan Sancak Balal, Şuranur Sevgi Kazıcı, Belinay Nur Boyraz, Adnan Göktürk Yeşil, Kerem Erdem Güngör, Zeynep Kılıç ve Bayram Nabi Şişik artık sadece hatıralarda ve okul sıralarındaki boşluklarda yaşayacak.

Son El Sallayışın Yüreklere Oturan Sızısı

Cenaze törenlerinde yükselen feryatlar, sıradan bir yasın çok ötesinde toplumsal bir travmanın yansımasıdır. Adnan Göktürk’ün annesi Sonay Yeşil’in “Servise binerken el salladı, meğer son kez el sallamış kuzum” sözleri, aslında hayatın ve güvenliğin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor. Baba Cevdet Yeşil’in oğlunun ay yıldızlı tabutuna sarılıp “Şehidim, balım, kurban olduğum” diye haykırması, rakamlarla açıklanamayacak bir yıkımın fotoğrafıdır. Kahramanmaraş sokaklarında yankılanan bu ağıtlar, bir kentin değil, koca bir ülkenin ortak sızısına dönüşmüş durumda.

Siper Olan Bir Öğretmen ve Yükselen İsyan

Matematik öğretmeni Ayla Kara, 55 yıllık ömrünün son saniyelerinde sadece bir eğitimci değil, bir kahraman olarak öğrencilerine göğsünü siper etti. Vücuduna isabet eden üç kurşunla hayatını kaybeden Ayla öğretmenin Tekir Mahallesi’ndeki vedası, bir meslek grubunun çığlığına dönüştü. Tabutunun başında “Ölmek istemiyoruz” diye feryat eden meslektaşları, aslında okulların güvenliği konusundaki derin endişeyi dışa vurdu. Eşi Ramazan Kara’nın “Burası için hayalleri vardı, ev yaptıracaktık ama mezarı geldi” sözleri, yarım kalan hayatların ne büyük bir boşluk yarattığını kanıtlıyor.

Yan Yana Dizilen Küçük Tabutlar

Dershanedeki öğretmeni Muhammet Barış Akdağ’ın Furkan için kurduğu “Yaşının çok üzerinde bir çocuktu, bambaşkaydı” cümlesi, kaybettiğimiz potansiyelin boyutunu özetliyor. Belinay Nur, Kerem Erdem, Zeynep ve Bayram’ın cenazelerinin yan yana toprağa verilmesi, bir sınıfın sessizliğe gömülüşünün en acı tablosudur. İşte bu noktada neden kaybettiğimizi iyi analiz etmek gerekiyor: Çocukların en güvenli olması gereken alanlar olan okullar birer savunmasız bölge haline geldiğinde, sadece bireyleri değil, toplumsal huzuru da kaybediyoruz. Kahramanmaraş’ta bugün sadece sekiz çocuk ve bir öğretmen defnedilmedi; güven duygumuz da o mezarlara beraberinde bırakıldı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir