Şanlıurfa’da Afetin Yıkıcı Etkisi ve Toplumsal Yaralar
Şanlıurfa, dün akşam saatlerinde başlayan ve kent merkeziyle birlikte Siverek, Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç ve Birecik ilçelerini de etkisi altına alan şiddetli sağanak yağışlarla adeta felaketin eşiğine geldi. Kentin dört bir yanında dereler taşarken, verimli ekili tarım arazileri, birçok ev ve iş yeri sular altında kaldı. Tıkanan mazgallar nedeniyle cadde ve sokaklar kısa sürede göle döndü; sürücüler araçlarıyla trafikte ilerlemekte büyük güçlük çekti. Şanlıurfa’nın tarihi ve kültürel simgelerinden Balıklıgöl’de dahi su seviyesi tehlikeli bir şekilde yükseldi. Yağışların bugünden itibaren etkisini yitirmesiyle birlikte, belediye ekipleri tıkanan mazgalları açma ve çamurla kaplanan yolları temizleme çalışmalarına hızla başladı. Ancak bu çalışmalar, yaşanan derin tahribatın ve mağduriyetin sadece ilk adımı niteliğinde.
Ölmez Ailesi’nin Dramı: Bir Gecede Giden Hayatlar
Eyyübiye ilçesine bağlı Selçuklu Mahallesi’nde yaşayan Ölmez ailesi, sel felaketinin en çarpıcı mağdurlarından biri. Evlerinin arka bahçesinden mutfağa hızla giren sel sularını fark ettiklerinde, 5 çocuk annesi Sevim Ölmez ve eşi Kemal Ölmez, paniğe kapılarak ayakkabısız halde çocuklarını kucaklayıp dışarı güçlükle attı. Birkaç dakika içinde evleri tamamen sularla dolarken, su seviyesi yaklaşık 2 metreye ulaştı. Kapı ve pencerelerden dışarı taşan çamurlu su, evdeki tüm eşyayı kullanılamaz hale getirdi. Geceyi yakınlarının evinde geçirmek zorunda kalan Sevim Ölmez, “Evde hiçbir şey kalmadı, canımızı zor kurtardık. Kiracıyız, yardım bekliyoruz” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. Kemal Ölmez ise daha önce de benzer bir su baskını yaşadıklarını ancak bu seferki felaketin çok daha yıkıcı olduğunu belirterek, “Eve girdiğimizde sanki savaş çıkmış gibiydi. Çamaşır makinesi parçalanmış, yatak ve mobilyalar kullanılamaz hale gelmiş. Hiçbir eşyamız kalmadı. Yetkililerden ve hayırseverlerden acilen yardım bekliyoruz” dedi. Bu ailelerin yaşadığı dram, selin toplumsal hayatta açtığı derin yaraların yalnızca bir yüzünü temsil ediyor.
Geçmişten Gelen Uyarılar: Şanlıurfa’nın Sel Riski ve Altyapı Sorunu
Şanlıurfa, genellikle kurak iklimiyle bilinse de, son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle ani ve şiddetli yağışlara daha sık maruz kalıyor. Kentin coğrafi yapısı, ani seller karşısında zaten bir risk faktörüyken, plansız kentleşme ve mevcut altyapının bu tür olağanüstü yağış miktarlarını kaldıramaması durumu daha da kötüleştiriyor. Özellikle mazgalların tıkanması, şehirleşmeyle birlikte artan betonlaşmanın suyun doğal akışını engellemesi ve drenaj sistemlerinin yetersizliği gibi sorunlar, her yağmurda gündeme gelen kronikleşmiş bir tablo sunuyor. Ölmez ailesinin ifadelerinde geçen “daha önce de aynı bölgede su baskını yaşadıklarını” beyanı, bu riskin ne denli kalıcı ve çözüme muhtaç olduğunun acı bir göstergesi. Bu tür felaketler, sadece anlık bir temizlik faaliyetiyle geçiştirilemeyecek, kapsamlı ve uzun vadeli kentsel planlama ve altyapı güçlendirme projelerinin ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Toplumsal Dayanışma ve Geleceğe Yönelik Acil Adımlar
Sel felaketinin ardından mağdur olan vatandaşlar için acil barınma, gıda ve temel ihtiyaç malzemelerinin temini büyük önem taşıyor. Özellikle Ölmez ailesi gibi kiracı konumundaki haneler, tüm eşyalarını kaybetmenin yanı sıra yeni bir başlangıç yapma konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya. Yerel yönetimlerin hızlı ve etkin müdahalesinin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerin desteği, bu zor günlerde yaraları sarmanın en kritik yolu. Öte yandan, kentin gelecekte benzer felaketlerle karşılaşmaması adına, sadece temizlik ve hasar tespitiyle yetinilmemeli. Daha dirençli bir şehir inşa etmek için kapsamlı risk analizleri yapılmalı, mevcut altyapı gözden geçirilmeli, modern drenaj sistemleri kurulmalı ve kentleşme politikaları doğal su yataklarına saygılı bir yaklaşımla yeniden şekillendirilmelidir. Meteoroloji uzmanları tarafından önümüzdeki 5 gün boyunca aralıklarla yağışların devam edeceği yönündeki uyarılar, şehirde yaşayanlar için endişeyi daha da artırıyor ve acil önlem alma gerekliliğini bir kez daha vurguluyor.






