Bingöl’den Diyarbakır’a Uzanan Acı Yolculuk
Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Büyükçağ köyünde yaşanan talihsiz bir kaza, Mahmut Han’ın hayatını kaybetmesiyle derin bir yara açtı. 28 Ekim 2024 tarihinde atından düşerek kalça kemiğini kıran Han, ailesi tarafından önce Bingöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak durumunun ciddiyeti nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için Diyarbakır’daki Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne, oradan da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Bu sevk zinciri, hem hastalar hem de hasta yakınları için ne kadar meşakkatli ve yıpratıcı bir süreç olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle kırsal bölgelerden büyük şehirlere uzanan bu zorlu sağlık yolculukları, vatandaşların karşılaştığı en temel sorunlardan biri olarak kent yaşamının gündemine oturuyor.
Umut Tacirliği mi, Yanlış Yönlendirme mi?
Dicle Üniversitesi’nde planlanan ameliyatın riskli olduğunun belirtilmesi üzerine, ailenin içinde bulunduğu çaresizlik ve umut arayışı, onları tanıdık bir tavsiye üzerine özel bir hastaneye yönlendirdi. İddiaya göre, bu özel sağlık kuruluşunda ameliyatın tamamen risksiz bir şekilde yapılabileceği garantisi verildi. Bu güvence karşılığında aileden tam 235 bin TL gibi yüklü bir ücret talep edildi. Vatandaşlarımızın en hassas anlarında, sağlık sorunlarıyla boğuşurken, kendilerine sunulan ‘risksiz’ vaatlerle ve astronomik ücretlerle özel hastanelere yönelme eğilimi, sağlık hizmetlerine duyulan güveni temelden sarsıyor. Çoğu zaman hayatlarını kurtarma umuduyla cebindeki son kuruşu veren bu insanlar, ne yazık ki bazen daha büyük felaketlerle yüzleşebiliyor.
Ameliyat Masasında Gelen Acı Son
4 Kasım 2024’te, tüm umutlar Mahmut Han’ın ameliyat masasına yatırılmasıyla doruk noktasına ulaştı. Ancak bu umut, kısa sürede korkunç bir kabusa dönüştü. Ameliyat esnasında damarında bulunan bir pıhtının akciğerine ulaşması sonucu nefesi tıkanan Han, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Beklenmedik bu ölüm, aileyi derin bir üzüntüye boğarken, ameliyat için peşin alınan 235 bin TL’nin ölümün ardından iade edilmesi, yaşananların vahametini ve arkasındaki soru işaretlerini daha da büyüttü. Hayatın olağan akışına aykırı bu durum, akıllarda büyük bir şüphe uyandırıyor ve hem hukuki hem de etik açıdan ciddi sorgulamalara yol açıyor.
Adalet Arayışı ve Hukuki Mücadele Başlıyor
Mahmut Han’ın vefatının ardından, ailesi avukatları Musa Koç aracılığıyla Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesi’nde hastane ve doktor hakkında dava açtı. Han’ın eşi Saliha Han adına ‘destekten yoksun kalma’ gerekçesiyle 150 bin TL maddi tazminat talep edildi. Bu dava, sadece bir tazminat talebinden öte, yaşanan ihmaller zincirinin ve vaat edilen ‘risksiz’ ameliyatın arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için verilen bir mücadele. Avukat Koç, ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ‘muhtemel dolandırıcılık’ suçlarına istinaden hastane ve ilgili profesör doktor aleyhine ceza soruşturması başlatılması talebinde bulunduklarını belirtti. Ancak bu süreçte, soruşturma izninin bir an önce çıkması hayati önem taşıyor; zira bu izin olmadan cezai sürecin ilerlemesi mümkün olmuyor. Hukuki süreçlerin bu denli ağır işlemesi, adaletin tecellisini geciktirirken, mağdur ailelerin acılarını da katlıyor.
Onam Belgeleri ve Etik İkilem
Avukat Musa Koç, hastanenin ‘onam belgesi’ kapsamında her şeyi hukuki bir zemine dayandırdığını, ancak bu belgelerin müstakil olarak imzalatılmadığını iddia etti. Bu durum, hastanenin müvekkillerinin zaafını kullandığı ve iradelerini sakatladığı kanaatini güçlendiriyor. Kent yaşamında sağlık hizmetlerine erişim ve alınan hizmetin kalitesi kadar, sunulan bilgilerin şeffaflığı ve hasta haklarına saygı da büyük önem taşıyor. Özellikle özel sağlık kuruluşlarının ticari kaygılarla hareket etmesi, bazen etik sınırları zorlayabiliyor. Bu tür vakalar, vatandaşların sağlık hizmeti alırken ne denli dikkatli olması gerektiğini ve haklarını iyi bilmelerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Mahmut Han’ın ailesi, adaletin peşini bırakmayacaklarının sinyalini verirken, bu mücadelenin tüm sağlık sektörü için bir ders niteliği taşıması umuluyor. Umarız ki bu acı olay, benzer faciaların yaşanmaması adına gerekli önlemlerin alınmasına vesile olur ve vatandaşlarımız sağlık hizmeti alırken kendilerini güvende hissedebilirler.






