Sığ Derinlik Paniği Katladı
Ağrı’nın Patnos ilçesi bugün yine o bildik, uğursuz sarsıntıyla sarsıldı. Saatler 17.17’yi gösterdiğinde, yerin sadece 13,43 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, yüzeye yakınlığı nedeniyle bölge sakinleri tarafından oldukça şiddetli hissedildi. AFAD’ın merkez üssünü Patnos olarak ilan ettiği bu sarsıntı, her ne kadar ilk belirlemelere göre can veya mal kaybına yol açmamış olsa da, Doğu Anadolu’nun kırılgan fay hatları üzerindeki o bitmek bilmeyen endişeyi tekrar körükledi.
Deprem anında evlerinde, iş yerlerinde olan vatandaşlar kendilerini dışarı atarken, sokaklarda kısa süreli bir kaos hakim oldu. Sığ depremlerin en büyük özelliği, büyüklüğü ne olursa olsun yüzeydeki binalarda ciddi bir sarsıntı dalgası yaratmasıdır. Patnos’ta yaşanan da tam olarak buydu. İnsanlar, depremin büyüklüğünden ziyade yarattığı o ani ve sert darbeyle sokağa döküldü. Peki, biz her depremden sonra ‘geçmiş olsun’ diyerek ne zamana kadar şansımıza güvenmeye devam edeceğiz?
Denetimsiz Yapılar ve Bitmeyen Altyapı Sorunu
Haber merkezlerine düşen ‘olumsuzluk yaşanmadı’ bilgisi yüreklere su serpse de madalyonun öteki yüzü karanlık. Patnos gibi yapı stokunun büyük kısmının eski, yorgun ve denetimsiz olduğu bölgelerde, bu sarsıntılar aslında yaklaşan daha büyük tehlikelerin habercisi niteliğinde. Kent editörü olarak sormak zorundayım: Bu ilçedeki binaların kaçı gerçek anlamda deprem yönetmeliğine uygun? Altyapı, yerin altındaki bu hareketliliğe ne kadar hazırlıklı? Her sarsıntıda çatlayan duvarları sıva ile kapatmak, halkı kandırmaktan başka bir şey değildir.
Kentleşme politikalarındaki eksiklikler ve yerel yönetimlerin yapı denetim konusundaki gevşek tavırları, bu tarz sarsıntıların paniğini ikiye katlıyor. Vatandaşın evinde huzurla uyuyamadığı, en küçük sarsıntıda sokağa fırladığı bir kent düzeni, başarısız bir kentleşme örneğidir. Patnos ve çevresindeki yerleşim yerlerinde acilen radikal kentsel dönüşüm adımlarının atılması gerekirken, biz hala sarsıntının derinliğini ve saniyesini tartışıyoruz.
Doğu Anadolu Fay Hattı Uyarıyor
Jeoloji uzmanlarının yıllardır bas bas bağırdığı o gerçek, Patnos depremiyle bir kez daha yüzümüze tokat gibi çarptı. Bölgedeki sismik hareketlilik sadece bir istatistikten ibaret değil; bu, canlı bir yer kabuğunun üzerinde, hazırlıksız binalarda yaşamaya çalışmanın bedelidir. Fay hatlarının geçtiği bu coğrafyada, depreme hazırlıklı olmak bir tercih değil, hayatta kalma zorunluluğudur. Ancak görünen o ki, sadece deprem anında hatırlanan önlemler, sarsıntı durduğunda tozlu raflara kaldırılıyor.
Vatandaşın can güvenliğini sağlamak sadece AFAD’ın enkaz kaldırmasıyla değil, o enkazın hiç oluşmaması için gereken altyapıyı kurmakla olur. Patnos’taki bu son sarsıntı, yetkililere bir uyarı fişeği olmalıdır. Ulaşım hatlarından bina güvenliğine, toplanma alanlarından acil müdahale kapasitesine kadar her şeyin yeniden gözden geçirilmesi şarttır. Aksi takdirde, bir sonraki sarsıntıda sadece ‘panik yaşandı’ cümlesiyle kurtulamayabiliriz.





