MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9795 ▲ %0,02
EURO 53,5436 ▲ %0,30
ALTIN 6.626,49 ▲ %1,10

Özgür Özel’den Dünya Liderlerine Net Mesaj: Demokrasi, Barışın Tek Yolu

Küresel Düzende Sarsıntılar ve Avrupa’nın Çıkmazları

İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez liderliğinde çevrimiçi düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı, CHP Lideri Özgür Özel’in dünya meselelerine dair çarpıcı tespitlerine sahne oldu. Özel, İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen, hukukun üstünlüğü ve serbest ticaret ilkelerine dayalı liberal küresel sistemin yıkıcı bir saldırı altında olduğunu dile getirerek, içinde bulunduğumuz çağın zorluklarını gözler önüne serdi. Avrupa kıtasının da bu çalkantılı dönemden nasibini aldığını, ekonomik cephede ticaret savaşları ve dijital dönüşümün getirdiği meydan okumalarla boğuştuğunu belirtti. Siyasal arenada yükselen popülizm, radikalleşme, İslamofobi ve antisemitizm gibi tehlikeli akımlar, toplumların kutuplaşmasına zemin hazırlıyor. Güvenlik alanında ise Ukrayna-Rusya savaşı, artan göç dalgaları ve siber tehditler, uluslararası ilişkilerin hassas dengelerini altüst ediyor. Bu karmaşık tabloda, Amerika Birleşik Devletleri’nin geleneksel müttefik konumundan uzaklaşarak kimi zaman sorun kaynağına dönüşmesi, küresel belirsizlikleri daha da derinleştiriyor. Özel, Türkiye’nin coğrafi konumu, sahip olduğu imkanlar ve kapasitesiyle hem Avrupa’nın güvenliğine hem de bu güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz demokrasi mücadelesine önemli katkılar sunabilecek bir ülke olduğunun altını çizdi. Bu tespitler, yalnızca siyasi bir analizin ötesinde, her birimizin yaşamını doğrudan etkileyen küresel gelişmelerin bir fotoğrafını çekiyor.

Bombalarla Demokrasi İthal Edilemez: İran Örneği

Konuşmasında bölgesel çatışmalara da değinen Özel, özellikle İran meselesinde savaşın ilk anından itibaren net bir tavır sergilediklerini vurguladı. Sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı derin bir krizin eşiğine sürükleme potansiyeli taşıyan bu tür çatışmalara karşı duruşlarını yineledi. Özel, uluslararası meşruiyeti olmayan İran’a yönelik saldırıları olduğu gibi, İran’ın komşularına yönelik eylemlerini de asla tasvip etmediklerini ifade etti. İran rejiminin baskıcı, otoriter ve kendi yurttaşlarına karşı zalimleşebilen bir yapıya sahip olduğunu belirten Özel, öte yandan Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in de “demokrasi havarisi” olarak görülemeyeceğinin altını çizdi. Demokrasinin, bir ülkeye bombalar yağdırılarak ithal edilemeyeceği gerçeği, uluslararası politikadaki çelişkili yaklaşımlara dikkat çekiyor. Özel’in bu sözleri, her ulusun kendi kaderini kendi yurttaşlarının iradesiyle tayin etmesi gerektiği ilkesini hatırlatarak, dış müdahalelerin genellikle daha büyük kaosa yol açtığı tarihsel deneyimlere atıfta bulunuyor. Bu, hem uluslararası hukukun ruhuna hem de evrensel insan hakları prensiplerine yapılan bir vurgu olarak önem taşıyor.

Barış Yoluyla Güç: Yeni Bir Paradigma

Dünyanın Trump, Netanyahu gibi figürlerin yanı sıra MAGA hareketi, yükselen tekno-oligarşi, sağ popülizm, otoriterlik, ırkçılık, savaş, çatışma ve hukuksuzluk gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Özel, Türkiye’nin de bu sorunların neredeyse tamamını eş zamanlı yaşadığını dile getirdi. 2010 yılından bu yana dünya genelinde savaşların, özellikle de devletler arası çatışmaların artışına tanık olunduğunu üzülerek ifade etti. Demokrasideki gerileyiş ile artan savaşlar arasındaki doğrudan bağlantıya dikkat çeken Özel, gündemlerinin ‘barış için demokrasi’ olması gerektiğini savundu. Trump’ın ‘güç yoluyla barış’ iddiasının aksine, ‘barış yoluyla güç’ perspektifini önermenin önemini vurguladı. Bu görüş, savaşın bir çözüm değil, daha derin sorunların kaynağı olduğu anlayışını temel alıyor. Demokrasinin, farklılıkları uzlaştırma, sorunları diyalogla çözme ve çatışmayı önleme kapasitesi, bu paradigmanın merkezinde yer alıyor. Güçlenmiş bir demokrasi, halkların demagog ve saldırgan liderlerin peşinden gitmesini engelleyerek, gerçek ve kalıcı bir barışın teminatı olabilir.

CHP’nin Demokrasi Mücadelesi ve Vatandaşa Yansımaları

Partisinin, istisnasız tüm ciddi kamuoyu araştırmalarında son yerel seçimlerden bu yana birinci parti olmasına rağmen ağır bir saldırı ve tehdit altında olduğunu belirten Özel, CHP’nin bu baskı rejiminde hem ayakta kalmaya, hem partisini hem de demokrasi mücadelesini sürdürmeye çalıştığını ifade etti. Otoriter karanlığı dağıtarak iktidara doğru yürüme hedeflerini dile getiren Özel, bu sürecin büyük zorluklarla dolu büyük bir mücadele olduğunu söyledi. Yerel seçimlerde yakılan ateşin genel seçimlere doğru büyüyerek ilerlediğini sözlerine ekledi. Bu iç siyaset vurgusu, Özel’in küresel demokrasi mücadelesiyle parti içi mücadele arasında bir köprü kurduğunu gösteriyor. Zira, bir ülkede demokrasinin gerilemesi, bireysel özgürlüklerden ekonomik refaha kadar her alanda vatandaşın yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Savaşların bedelini çocuklar ve siviller öderken, artan enerji maliyetleri, yüksek enflasyon ve işsizlik de küresel ölçekte düşük gelir gruplarını vuruyor. Bu nedenle Özel, barışı ve demokrasiyi savunmanın, aynı zamanda insanların ekonomik refahını ve kırılgan grupları savunmak anlamına geldiğini vurguladı. Türkiye’nin, bugün bu küresel barış ve demokrasi mücadelesinin en kritik cephelerinden biri olduğunu belirtmesi, ülkenin hem iç hem de dış politikadaki sorumluluğuna dikkat çekiyor. Demokrasi, çatışmaları önlemenin ve toplumsal huzuru sağlamanın en az maliyetli yolu olarak öne çıkarken, güvenlik ile demokrasi, savunma ihtiyacı ile sosyal devlet arasında tercih yapmanın doğru olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir