MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9830 ▲ %0,02
EURO 53,4862 ▲ %0,23
ALTIN 6.594,70 ▲ %0,62

Ömer Çelik: 28 Şubat Millet Düşmanı Bir Projedir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk siyasi tarihinin en kritik dönemlerinden biri olan 28 Şubat postmodern darbesine ilişkin dikkat çekici analizlerde bulundu. Sosyal medya platformu üzerinden kamuoyuyla paylaşılan metinde, darbe girişimlerinin Türkiye’nin demokratik yapısına ve toplumsal dokusuna verdiği zararlar, adli ve siyasi bir perspektifle ele alındı. Çelik, açıklamasında milli irade vurgusunu merkeze alarak, geçmişte yaşanan antidemokratik müdahalelerin birer “kötülük projesi” olduğunu ve tarih önünde mahkum edildiğini ifade etti.

28 Şubat Sürecinin Hukuki ve Sosyal Bilançosu

Türkiye’de 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarıyla tetiklenen ve siyaset literatürüne “postmodern darbe” olarak geçen süreç, yalnızca bir hükümet değişikliği değil, aynı zamanda geniş kapsamlı hukuki ve toplumsal bir travmanın başlangıcı olmuştur. Türk yargı sistemi ve anayasal düzen içerisinde, sivil iradenin üzerinde kurulan her türlü vesayet odağı, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle temelden çelişmektedir. Çelik’in belirttiği üzere, bu karanlık dönemde binlerce gencin eğitim hakkı engellenmiş, liyakat esasları sarsılmış ve temel insan hakları ihlal edilmiştir. Adli bilimler ve hukuk tarihi açısından incelendiğinde, bu tür müdahalelerin devletin kurumsal işleyişinde yarattığı tahribat, uzun yıllar boyunca onarılmaya çalışılan kronik bir sorun haline gelmiştir.

Türkiye’de darbe ve darbe teşebbüslerine karşı yürütülen adli süreçler, özellikle son yirmi yılda büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Türk Ceza Kanunu kapsamında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçu çerçevesinde değerlendirilen bu eylemler, artık yargı önünde hak ettiği karşılığı bulmaktadır. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, demokratik meşruiyete kasteden her türlü yapı, deliller ışığında titizlikle incelenmekte; bu süreçlerin şeffaflığı ise hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kabul edilmektedir.

Milli Egemenlik ve Demokrasi Mücadelesinin Geleceği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde verilen demokrasi mücadelesine değinen Ömer Çelik, bu duruşun dünya siyaset tarihinde eşine az rastlanır bir kararlılık örneği olduğunu vurguladı. Siyasi vesayet odaklarının tasfiyesi, halkın oylarıyla seçilmiş meşru iradenin muhafazası esasına dayanmaktadır. Çelik, “Bin yıl sürecek” iddiasıyla ortaya atılan kirli zihniyetin, milletin sarsılmaz iradesi ve demokratik bilinci karşısında toplumsal vicdanda ebediyen mahkum edildiğini belirtti.

Toplumun tüm katmanlarını etkileyen bu tür tarihsel olayların analizi, demokratik bilincin uyanık tutulması açısından hayati önem taşımaktadır. Genel güvenlik ve kamu düzeni perspektifinden bakıldığında; demokratik kurumların güçlendirilmesi, sivil toplumun denetim rolünün artırılması ve yargı bağımsızlığının korunması, benzeri girişimlerin önlenmesindeki en temel emniyet supaplarıdır. Türkiye’nin demokratik olgunluk düzeyi, geçmişin acı tecrübelerinden alınan derslerle bugün çok daha sağlam bir hukuki zemin üzerine inşa edilmiştir. Sonuç olarak, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilemez ve sarsılamaz temel taşı olmaya devam etmektedir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir