Eğitim Yuvasında Vahşet: Bir Öğretmen Hayatını Kaybetti
Eğitim kurumlarının birer suç mahalline dönüşmesi, toplumun en hassas damarlarından birini koparmaya devam ediyor. Borsa İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan o korkunç gün, sadece bir okulun değil, tüm şehrin hafızasına kanla kazındı. 17 yaşındaki Furkan Samet Bakalım isimli öğrencinin, kendi öğretmenlerine ve arkadaşlarına yönelik sergilediği bu akılalmaz şiddet, ‘güvenli okul’ kavramının ne kadar içi boş bir vaat olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı.
Olay günü okul binasında adeta bir cinnet hali yaşandı. Gözü dönmüş saldırganın hedefinde öğretmenleri Fatma Nur Çelik ve Zeynep Aybars ile birlikte 6 öğrenci arkadaşı vardı. Elindeki bıçakla dehşet saçan saldırgan, 44 yaşındaki Fatma Nur Çelik’i hayattan kopardı. Bir öğretmenin, öğrencisinin elinden çıkan darbelerle can vermesi, kentteki güvenlik zafiyetinin ve gençlik üzerindeki psikolojik denetimsizliğin en acı faturası oldu. Yaralanan diğer 7 kişinin hastane odalarındaki yaşam mücadelesi ise bu facianın bir diğer karanlık yüzüydü.
126 Yıl Hapis İstemiyle Gelen Ağır İddianame
Hukuk süreci, kamuoyunun vicdanını bir nebze olsun rahatlatmak adına en sert haliyle işliyor. Hazırlanan iddianamede sanık için talep edilen ceza, işlenen suçun vahametini kanıtlar nitelikte. Savcılık, ‘Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürme’ suçundan en üst sınırdan ceza istiyor. Sadece bununla da bitmiyor; yaralanan 6 çocuk ve diğer öğretmen için de ‘öldürmeye teşebbüs’ suçları eklenince, istenen hapis cezası tam 126 yıla kadar ulaşıyor.
Bu rakam, adalet sisteminin bu tür ‘canavarca’ eylemlere karşı taviz vermeyeceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl soru şu: Bu çocuklar bu bıçakları okullara nasıl sokabiliyor? Kentin göbeğindeki bir okulda, x-ray cihazlarından veya güvenlik personelinden geçmesi gereken tehlike nasıl sınıfın ortasına kadar ulaşıyor? İddianame sadece bir sanığı değil, aslında denetimsizliği de yargılamalıdır. Okullardaki altyapı eksikliği sadece dökülen tavanlar değil, aynı zamanda çöken güvenlik duvarlarıdır.
Mahkeme Salonu Yetmedi: Adalet Daha Geniş Alanda Arandı
Davanın görülme süreci bile kentin mekansal yetersizliklerini gözler önüne seriyor. 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlaması planlanan dava, salonun fiziki olarak bu denli büyük ve kalabalık bir takibi kaldıramayacağı anlaşılınca 19. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna taşındı. Bu durum, adaletin fiziksel mekanlara sığamadığı, toplumun bu davaya olan ilgisinin ve öfkesinin ne denli büyük olduğunun bir kanıtıdır. Koridorlarda bekleyen öfkeli kalabalık, sadece bir ceza değil, bir daha böyle bir acının yaşanmaması için kesin çözümler bekliyor.
Bugün görülecek ikinci duruşmada tanıkların ifadeleri dinlenecek. Olayın tanığı olan diğer öğrenciler ve okuldaki personelin anlatacakları, o kanlı günün perdesini biraz daha aralayacak. Adalet sarayının koridorlarında bugün sadece bir yargılama değil, aynı zamanda evlatlarını okula gönderen binlerce ailenin korkusu ve hayatını kaybeden Fatma Nur öğretmenin yas tutan yakınlarının feryadı yankılanacak. Tanık beyanlarının, sanığın ‘tasarlayarak ve canavarca hisle’ hareket edip etmediği noktasındaki hukuki boşlukları doldurması bekleniyor. Kentin vicdanı bugün bu duruşma salonunda atıyor.






