Şehirlerin Göbeğinde Eğitim Değil Can Pazarı
Sokaklarında huzur kalmayan, trafiği çileye dönen kentlerimizde şimdi de en kutsal alanlarımız olan okullar hedef tahtasında. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Keçiören’deki Şehit Öğretmenler Abidesi ziyareti, aslında bir anma töreninden çok daha fazlasını, içimizi yakan bir güvenlik zafiyetini yüzümüze vurdu. İstanbul Çekmeköy’den Kahramanmaraş’a kadar uzanan o kanlı eller, evlatlarımızı ve onları emanet ettiğimiz öğretmenlerimizi bizden koparıyor. Bu şehirlerin göbeğinde, binlerce polisin görev yaptığı metropollerde nasıl oluyor da karanlık yapılar bu kadar rahat hareket edebiliyor? Kimse kusura bakmasın, ama artık taziye mesajları bu halkın öfkesini dindirmiyor.
Karanlık Yapıların Okul Sınavı
Bakan Tekin’in “çocuklarımızı kullandılar” çıkışı, sıradan bir taziye mesajı değil. Bu, devletin kılcal damarlarına sızmaya çalışan yapıların ne kadar alçaldığının açık bir itirafıdır. Ramazan ayının manevi ikliminden, milletin kenetlenmesinden rahatsız olanlar, yine en zayıf noktamızdan, yani evlatlarımızdan vurmaya çalışıyor. Keçiören’de fidan dikilip karanfil bırakılırken, aslında her bir karanfil, kent güvenliğindeki ihmaller zincirinin bir halkasını temsil ediyordu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen o acı haberler, şehir güvenliğinin sadece mobese kameralarından ibaret olmadığını acı bir şekilde kanıtladı. Sokaklar tekinsizleşirken, okulların etrafındaki çemberin bu kadar daralması kabul edilemez.
Saray’dan Gelen Talimat: Kim Bu Yapılar?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabinede bizzat talimat vermesi, meselenin artık basit bir asayiş vakasını aşıp bir milli güvenlik ve kent krizi meselesine dönüştüğünü tescilliyor. Bakan Tekin’in açıklamalarına göre İçişleri ve Adalet Bakanlıkları teyakkuzda. Ancak biz bu “münferit olay” masallarından bıktık usandık. Okul önlerinde her türlü provokatör kol gezerken, ailelerin “çocuğum akşam eve sağ dönecek mi?” korkusunu hangi genelge dindirecek? Bakanlığın Teftiş Kurulu sürece dahil olmuş durumda ancak asıl sınav sokakta, okul kapısında verilecek. Arkasındaki güçlerin derdest edilmesi yetmez; o güçlerin okul kapısına kadar gelmesine izin veren boşlukların kapatılması şart.
Velilere Rahat Olun Demekle Olmuyor
Bakan, velilere “rahatlıkla çocuklarınızı okula gönderin” çağrısı yapıyor. Sayın Bakan, bu şehirlerin kaosu içinde, okul çevresindeki denetimsiz alanları kontrol edemeyen bir sistemin içinde aileler nasıl huzur bulsun? Cuma veya Pazartesi günü açıklanacak olan o “kapsamlı eylem planı” sadece kağıt üzerinde kalan bir bürokrasi yığını olmamalı. Okulların fiziki güvenliği, kapıdaki görevlilerin yetkisi ve emniyet birimlerinin okul çevrelerindeki devriye sıklığı hayati bir mesele. Şehirlerin en savunmasız noktalarını koruyamayan bir anlayış, o anıtlara daha çok karanfil bırakmak zorunda kalır. Artık mazeret değil, temizlenmiş okul çevreleri ve mutlak bir güvenlik duvarı istiyoruz. Çocuklarımızın kanı üzerinden siyaset ya da kaos planlayanlara karşı en sert yumruğun ne zaman ineceği ise hala merak konusu.






